Uyandıramıyoruz! Sarıldım ona, göz yaşlarımın tülü arasından gözlerinin içine baktım, yalvardım, ağzını açıp tek bir söz söylesin diye, hiç ses çıkarmadı. Ah, o uzun uyku mu bu, yoksa ölüm mü?
Başlangıçta ne diye yaratıldığımı bir türlü anlayamıyordum. Ama şimdi anlamaya başladım: bu güzel dünyanın gizli yönlerini bulmak, mutlu olmak, bütün bu şeyleri düşünüp bize verene şükretmek.
Önceden de söylediğim gibi, sevginin bu türü düşünülmüş taşınılmış, ölçülü biçili birşey değil. Birden geliveriyor, kimse bilmiyor nerden geldiğini, kimse de açıklamıyor. Açıklanması da gerekli değil.
Attığın her adımı tartmayı bırakmaktan daha büyük bir mutluluk olmadığını hissettim. Daha fazla geleceği hazırlamak istemedim. Onun içine bodoslama dalmayı yeğledim.