Çoğu insanın algı gücü zayıftır. Kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen hiçbir şey akıllarına kazınmaz, hatta dikkatlerini bile çekmez. Fakat önemsiz bir olay, eğer gözlerinin önünde yaşanmışsa ve hassas noktalarına dokunmuşsa, içlerindeki ölçüsüz tutkuyu ateşler. Böyle durumlarda, benliklerinde zaten çok az bulunan anlayışlılığın yerini, orantısız ve aşırıya kaçan öfke alır.
İçinde, çok derinlerde bir şeyler hâlâ canını yakıyordu; fakat bu geçici bir acıydı; şiddetli olsa da, iyi huylu bir acı... Tıpkı bir yara dokusunda, yara tamamen kapanmadan önce hissedilen o yakıcı acı gibi...