"İnsan yaşamında bir kez olsun vahşi tabiatın içine karışmalı, ne kadar sıkıcı olursa olsun sağlıklı bir tek başınalığı deneyimlemeli. Tamamıyla kendine bel bağlamak zorunda olduğunu keşfedip, sonrasından kendi içindeki gerçeği, içinde gizlenmiş gücü öğrenmeli."
“Bunca ölüm, bunca acıyla karşılaştırıldığında benim gibi bir solucanın ölmesi, acı çekmesi nedir ki?" diye düşüneceksiniz. Ama pırıl pırıl gökyüzü, ışıyan güneş, açık kilise, güzel kent ve her yöne doğru gidip gelen askerleri görünce ruh haliniz kısa sürede normal, uçarı haline dönecek, gündelik, küçük kaygılara ve şu ana ilişkin gönül akışlarına kapılıp gidecek.''
“Ürkekçe diyorum, çünkü acı çeken biri, insana derin bir acımanın yanı sıra, o acıyı çekene karşı büyük bir saygı ve acaba onu incitir miyim diye bir korku da telkin eder.”