“Siz bir şey yaptığınızı zannediyorsunuz,ben ne yaptığımı, daha doğrusunu ne yapamayacağımı gayet iyi biliyorum.sonra...ben daha kendi içimde yaşayan bir insanım... Bunun için size nazaran birkaç misli fazla yaşamış sayılırım.”
Hayat herhalde bir katakulli değildi.Ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek,içmek,koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
“Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş... Ne aradığımızı bilmeden aramak... Şimdi içim rahat,aradığını bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükunet içindeyim.”
Bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum,bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil... İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece bir yalnızlık ihtiyacı.