Buse

Buse
@Busedem
Mangal yürekli çocuklar...
Akviran köyünü üç çocuk kahraman kurtardı. Hasan, Halil ve İsmail. 12 yaşındaydılar. Köyün erkekleri bile saklanırken, bu küçücük çocuklarımız birer mavzerle köyün girişindeki Gündüzün tepesi'ne çıkmıştı. Kayaların arkasında nişan alıp beklemişler, altı askerden oluşan Yunan öncü birliği köye gelirken, peşpeşe tetiğe basmışlardı. Türk askerinin kendilerinden önce bölgeye gelip yerleştiğini düşünen Yunan öncü birliği, paniğe kapılarak kaçmıştı. Üstelik, yanlarında getirdikleri dört gaz tenekesini de bırakıp kaçmışlardı. Bu mangal yürekli çocukların cesareti sayesinde, hem Akviran köyü, hemde bitişiğindeki Karakaya köyü kurtulmuştu...
Sayfa 427·Kitabı okudu
Reklam
yine de çıkmadılar.
Koçaş köyünde sekiz yaşındaki Emine'yle on yaşındaki ablası Esmahan, samanlığa saklanmışlardı. Komşu kızı 18 yaşındaki Zeynep de oradaydı. Balyaların arkasında adeta nefes bile almadan dışardaki seslere kulak kabartıyorlardı. Bir Rum kökenli asker içeri girdi. Türkçe biliyordu. "Buraya saklandığınızı gördük, dışarı çıkın" diye bağırdı. "Korkmayın dokunmayacağız" diye bağırdı. Kızlardan ses seda çıkmadı. Samanlığı yaktılar. Alev alev. Kızlar çıkmadı...
Sayfa 425·Kitabı okudu
Bazen Yunan'a az bile yaptık diyorum...
Kaçarken akıl almaz katliam yapıyorlardı. Sivil halktan öç alıyorlardı. Polatlı'da henüz iki saat önce doğum yapmış olan genç bir kadını kıstırdılar, peşpeşe tecavüz ede ede öldürdüler. Sekiz yaşındaki kız çocuğunun ırzına geçe geçe öldürdüler. Son nefesini verene kadar bırakmıyorlardı.
Sayfa 424·Kitabı okudu
Milli mücadelenin özeti aslında buydu...
İşgal başladığından beri, bazıları cesaretle düşmanın üstüne doğru koşuyor, bazıları korkaklıkla aksi yöne kaçıyordu. Halbuki... İstanbul yok. Adana, Antep, Mersin yok. İzmir yok, Ege yok. Trakya yok. Vatan elden gitmiş... Daha nereye kaçabilirdin ki? Kaçtığın yeri sana bırakırlar mıydı ?
Sayfa 360·Kitabı okudu
Mustafa Kemal Atatürk
Yer sofrasıydı. Cılız bir tavuk, dört beş dilim ekmekten başka bir şey yoktu. Kurmay başkanına döndü... "Askere ne verdiniz?" diye sordu. Hık mık ettiler. "Buğday kavurması tedarik ettik" filan diyebildiler. Ayağa kalktı. Tek kelime etmeden, çıktı gitti. Ne tavuğa el süren oldu, ne ekmeğe... O gece hepsi aç yattı.
Sayfa 358·Kitabı okudu