Merdivenlere Türk bayrağı serdiler...
Konstantin büyük bir keyifle bayrağımızı çiğneyerek köşke girdi.
İplikçizade Köşkü'nü İzmir'in kurtuluşunda 9 Eylül'de Mustafa Kemal için hazırlayacaklardı, üç gece bu köşkte kalacaktı.
Misilleme yapmak için merdivenlere Yunan bayrağı sereceklerdi ama bu tür intikam gösterilerinden hiç hoşlanmazdı.
"Bayrak bir milletin onurudur, Yunan kralı gaflet yapmış diye aynı gafleti bizim yapmamıza imkan yok, derhal kaldırın" diyecekti.
70. Alay komutanı Halit Bey'in kızıydı.
Henüz 8 yaşındayken annesini kaybetmişti.
Kimseye bırakılmamış, bizzat babası tarafından yetiştirilmişti.
Mecburen, cephelerde, siperlerde büyümüştü.
Ata binmeyi, silah kullanmayı öğrenmişti.
Çanakkale Savaşı'nda bile babasının yanında cephedeydi.
İlk asker üniformasını 11 yaşındayken giymişti.
Kuvayı milliye kalpağı takıyordu...
600 kişilik 70. Alayın sembolüydü.
Yunan ordusu bile, yazışmalarında "kızlı alay" diyordu.
Boyundan büyük yüreği vardı.
Firar etmeye kalkışan askerlerin karşına dikiliyordu.
"Ben babamın yanında ölmeye gidiyorum, siz nereye kaçıyorsunuz, çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız" diye bağırıyordu.
Babasına moral veriyordu...
"Hiç müteessir olma, seni de vururlarsa, yetim kalmam, bana millet bakar, ben ölürsem, zaten şehit olurum" diyordu.
Türk jan Dark'ıydı.
Kurtuluş Savaşı'nın ve Türk tarihinin ilk İstiklal madalyası, henüz 12 yaşındaki kız çocuğuna, Nezahat'a verildi...
Fransızlar Mersin'e bayrak dağıttı.
"Herkes dükkanına Fransız bayrağı asacak" emri verildi.
Akıllarınca bütün şehri mavi-kırmızı-beyaz donatacaklardı.
Pratik Türk zekası devreye girdi.
Mersin esnafı, Fransız bayrağının mavi kısmını alta doğru katlıyor, kırmızı-beyaz kısımları görünecek şekilde asıyordu.
Her yer kırmızı-beyaz oldu!
Fransızlar pişman oldu.
Bayrak dağıtmaktan vazgectiler.