1. Dilinin ve davranışlarının sorumluluğunu al.
“Eğer ‘sen’ ya da ‘o’ veya ‘bu’ gibi kelimeler kullanmak yerine ‘ben’ dersen,
söylediklerinin açıkça sorumluluğunu almış olursun.
Aksi halde ifadelerimiz genel ve kişisel olmayan hale gelir.”
2. Şu anda ne yaşadığını önceliklendir.
Duygularını, düşüncelerini ve şu anki deneyimini paylaş.
3.Başkalarını nasıl dinlediğine dikkat et.
Jackson, öğrencilerine şunu sorar:
“Konuşan kişiyi gerçekten dinliyor musun, yoksa sadece kendi söyleyeceğin şeyi bekleyip araya girmek için fırsat mı kolluyorsun?”
4.Soru sorduğunda, çoğu zaman bir ifadeden kaçınmış olursun.Eğer gerçekten bilgi almak istemiyorsan, sorunu bir ifade biçiminde dile getir. Örneğin, “Bu gruptaki insanların refahıyla ilgileniyor musun?”
demek yerine, “Bence sen benimle ilgilenmiyorsun” de.
5. Ortadaki boşluğa değil, doğrudan bir kişiye konuş.
Böyle yaptığında başkaları üzerinde çok daha güçlü bir etki bırakırsın.
6. Başkalarının duygularını dinle ve bunları fark et.
O kişinin ifadesinin “gerçek” anlamını yorumlamaktan kaçın. Ayrıca, o kişinin şu anki duygularının nedenini aramaktan da kaçın. Örneğin: “Endişelisin çünkü…” demek yerine, sadece onun duygusunu kabul et.
7. Kendi bedensel deneyimlerine, ayrıca diğer insanların duruşlarındaki veya jestlerindeki değişimlere dikkat et.
Örneğin, biri uzun uzun konuşurken sende rahatsızlık, baş ağrısı veya gerginlik hissediyorsan,
bu deneyimini o kişiyle paylaş.
8. Başkalarının söylediklerinin gizliliğini koru, aksi açıkça kararlaştırılmadıkça.
9.Grup sürecine katılırken risk almaya yönelik denemeler yap. Grup, insancıl bir laboratuvardır
burada, daha önce kabul edilemez bulduğun davranışların etkisini test edebilirsin. İnsanları uzaklaştırma ihtimalin vardır;ama bu tür tepkilere nasıl yanıt verdiğin, kendi büyümen açısından