“Gönül gözcüsü gaflete dalmıştır da, durmadan birbirini takip ederek gelen ve insanların gönüllerine girerek onları meşgul eden ve haktan alıkoyan bu hayallerin canının hangi yanından geldiğini görememektedir. Yani o hayaller canı cennete mi götürecektir, cehenneme mi? Eğer gönül gözcüsü o hayallerin nereden doğduğunu ve geldiğini görmüş olsaydı, yani o hayallerin rahmani mi, nefsani mi olduğunu bilselerdi, hoşa gitmeyen her hayalin yolunu kapatırlardı; onları içeri bırakmazlardı. Yokluk geçidine, hakkın gözetleme yeri olan oraya, casus nasıl ayak atabilir?”
“Nice irfansız bilginler vardır ki bilgiyi ezberlemişlerdir ama o bilgiden yararlanamazlar; çünkü onlarda aşk yoktur, Allah sevgisi yoktur. Halbuki onun sözlerini duyan, bilgisiz kişilerden, avamdan bile olsa özü doğru ise o sözlerden hakikat kokusunu, gerçek bilgi kokusunu alır.”
Ekmek olmasa bile, ekmeğin aşkı aşığa gıdadır. Sevgide sadık olan kişi, varlığa bağlı değildir. Âşıkların varlıkla işleri yoktur. Âşıklar, sermayesiz kâr elde ederler. Kanatları olmadığı hâlde, dünyanın etrafında uçarlar; elleri yok iken, topu meydandan kaparlar.