Busra Akkalayci

Burada sana yapacağımız kısa bir tavsiyemiz olacak: Önce nefsini bil, yani varlığını, özünü bil ki sen iddia ettiğin gibi sen değilsin; bir başka sensin. Aklına, hayaline gelmeyecek şekilde sensin. Ne var ki sen bunu anlayamıyorsun. Anlamaya çalış.
Din
Reklam
Anlatılan halin bir icabıdır ki, hakikate eren bir kimsenin “Ben hakkım” demesi caiz olur. Keza o hakikate eren kimsenin “özümü taktis ederim, şanım ne kadar yüce” demesi de caiz olur. Anlatılan hakiki hale vasıl olan birini düşünün; vasıl olduğu anda görecektir ki, kendi sıfatları ancak Allah’ın sıfatlarıdır. Zatı da Allah’ın zatı. Ama hiçbir yeni oluş yok. Ne zatta ne de sıfatta. Yani Allah’a duhul yönünden, yani ondan huruç yönünden; kısacası ne giriş var ne de çıkış. Ama hiç mi hiç. Sonra o vasıl olan kimse Allah’ta fena bulmuş da değildir, keza beka bulmuş da değildir. O kendisini görecektir ki, hiç olucu bir şey değil. Keza olmadı da. Sonra fena hali de böyle. Yani fenası da yok. Sebebine gelince nefs diye bir şey yok. Ancak onun nefsi vardır. Yani onun nefsi, varlığın özü. Aynı şekilde vücut diye bir şey de yok. Ancak onun vücut varlığı vardır.
Din
Sana gelince, öyle bir haldesin ki ona, yani Allah’a karşı bir irfanın yok; bilemiyor ve anlayamıyorsun. Halbuki onu görmektesin, sonra onu gördüğünü de bilemiyorsun. Önce bir keşif lazım ve sen bu keşfe sahip olmalısın. İş bu keşiften sonradır ki bileceksin. Sen Allah’ın zatına yabancı değilsin. Yine bileceksin ki maksudun sensin ve sen fena bulmaya muhtaç değilsin. Ve sen ne gelensin ne de giden. Bulunduğu yerde kalansın. Bulunduğu yerde kalansın ama zamansız ve mekânsız.
Din
Bir şeyin sübûtu gerekmeyince, onun fenâsı da gerekmez; kaidesi esastır. Bu durumda sana düşen odur ki, ne bir şeyi yok göresin ne de var. Senin bu mefhum varlığın bir şey olma vasfına dahi haiz değildir. Madem ki o varlığın böyledir, bir şey değildir; o hâlde o hiçbir şeye izafe edilemez, bağlanamaz. Ne bir faniye ne de bir faninin gayrına. Ne mevcuda ne de ma‘dûma. Yani ne varlığa ne de yokluğa.
Din
Şimdi kendine gelmek zamanıdır. Sen ki kendini ne bir varlığa sahip ne bir fena hâline varabilecek biri bildin ve bu manada bir marifet duygusuna sahip oldun, işte o zaman Yüce Allah’ı gerçekten anladın sayılır. Yani marifet sahibi oldun demektir. Bu mananın dışında bir şey ummak boşunadır.
Alıntı