Busra Akkalayci

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Ona nakşeden nakıştan başka hiçbir nakış ebedî olarak kalmaz. Ezelden ebede kadar gönüle yeni yeni nakışlar, tecelliler akseder; her nakış orada perdesiz olarak görünür. Gönüllerini Allah’ı anarak, iyi işler yaparak cilalamış parlatmış olanlar renkten ve kokudan kurtulmuşlardır. Onlar her an içlerinde bir hoşluk, bir güzellik hissederler. Onlar bilginin şeklini, dış yüzünü kabuğunu bırakmışlar da manasını ve özünü almışlar ve aynel yakin bayrağını yüceltmişler. Düşüncelerden duyguların yükü altından kurtulmuşlarda, aydınlığa kavuşmuşlardır. Benliklerini hak uğruna kurban etmişler, irfan denizi kesilmişlerdir. Herkesin korktuğu ürktüğü kaçtığı ölüme karşı hak aşıkları acı acı gülümserler. Kimsecikler onların gönüllerine bir zarar veremez. Zira zarar sedefe gelir, içindeki inciye gelmez.” 
Din
“Gayb âleminin hudutsuz olan, sûrete bürünmeyen sûreti, Hazreti Musa’nın gönül aynasına vurmuş ve Musa’nın koynuna sokup çıkardığı elde ‘yedi beyzâ’ halinde, bembeyaz ve nur saçıcı olarak görünmüştü. Gerçi o mânevî sûret, göklere, arşa, ferşe, denizlere ve balığa, bütün kâinata sığmaz; çünkü bunların hududu vardır, sayıya sığar şeylerdir. Fakat gönül aynasının haddi hududu, nihayeti yoktur. Acaba gönül onunla mıdır, yoksa gönül o mudur diye, burada akıl ya susar yahut sapıtır, yoldan çıkar. Gönül hem sayıya sığar hem de sayısızdır; yani hem kesrete dalmıştır hem de Vahdet’i bulmuştur.”
“Hak aşıkları olan Sufiler, Rum ülkesinin ressamlarına benzerler. Onların kitapları, ezberlenecek dersleri, gösterecek hünerleri yoktur; fakat onlar gönüllerini ibadetle, iyiliklerle cilalamışlardır. Hırstan, tamahtan, cimrilikten, kinlerden kurtulmuşlardır. Onların gönülleri bir ayna gibi saf ve tertemizdir; oraya hadsiz hesapsız şekiller, sûretler vurur, orada görünür.”
Din