“Gayb âleminin hudutsuz olan, sûrete bürünmeyen sûreti, Hazreti Musa’nın gönül aynasına vurmuş ve Musa’nın koynuna sokup çıkardığı elde ‘yedi beyzâ’ halinde, bembeyaz ve nur saçıcı olarak görünmüştü. Gerçi o mânevî sûret, göklere, arşa, ferşe, denizlere ve balığa, bütün kâinata sığmaz; çünkü bunların hududu vardır, sayıya sığar şeylerdir. Fakat gönül aynasının haddi hududu, nihayeti yoktur. Acaba gönül onunla mıdır, yoksa gönül o mudur diye, burada akıl ya susar yahut sapıtır, yoldan çıkar. Gönül hem sayıya sığar hem de sayısızdır; yani hem kesrete dalmıştır hem de Vahdet’i bulmuştur.”