“Gönlünde şüphe olan, kıvırıp duran kişi de dünyada gizli bir felsefecidir. Filozof meşrepli olan, fakat Allah’a, dine inanan bazı kişilerin zaman zaman felsefe damarı kabarınca inkâra dönerler; yüzleri kararır. Ey müminler, uyanık olun, sakının! O damar, o felsefeye inanış fikri sizde de var. Sizde, daha bilmediğiniz, akıl erdiremediğiniz nice sonsuz âlemler var. Ey hak aşığı, sakın kendine güvenme! Yetmiş iki milletin yetmiş iki çeşit inancı senin gönlünün derinliklerinde gizlenmiş, fırsat kollamaktadır. Din yüzünden güçsüz düştüğün bir gün, İslâm’a aykırı olan bu inançlardan biri seni doğru yoldan çıkarırsa, eyvahlar olsun hâline!
Gönlünde İslâm’a aykırı ufak bir inanç bulunan kişinin kalbi, kıyamet gününün korkusundan yaprak gibi titrer. Ey gafil insan, sen kendini iyi bir insan gördüğün için İblis ve şeytanlara atıp tutuyorsun. Fakat can postunu ters giyince onun iç yüzü meydana çıkar; o zaman din ehlinden nice ahlar, eyvahlar duyulur. Ayarları belli olmayan, altın yaldızlı şeyler dükkân camekânında parlarlar, güler dururlar; çünkü mihenk taşı gizlidir.”
“Görünüşte seni kendisine çağırır, sana “Gel.” der; ama iç yüzünden de ret sopasıyla seni kovar, kendinden uzaklaştırır. Bütün bu işler, kovalayanı yanıltmak için ata çakılan ters nallar gibidir. Ey saf kişi, Firavun’un Musa’dan nefretini sen yine Musa’dan bil.”
“Yokluk içinde olan kişi ise varlıklardan utanır, sıkılır. Varlık, yokluk yüzünden feryat etmemiştir; belki yokluk, varlığı kendinden uzaklaştırmıştır. Sen sakın “Ben yokluktan kaçıyorum.” deme. Belki yokluk senden 20 kere daha fazla kaçmakta ve uzaklaştırmaktadır.”
“Onu bunu bırak da, sen gönül harabesindeki gizli hazineyi ara. Senin aklına ve bilgine güvenerek hazineyi bulduğunu sanman, hazineyi buldum vehmine kapılman var ya, o vehim yüzünden gerçek hazineyi kaybediyorsun. Sen vehimleri, düşünceleri bakımlı birer yapı bil. Böyle yerlerde hazine bulunmaz. Güzel yapılarda, bakımlı yerlerde benlik vardır, didişmek vardır, kavga vardır.”