“Ten kafes şeklindedir. Fakat ten kafesine girenlerin ve oradan çıkanların aldatışları yüzünden, bu ten ruhu hırpalayan bir diken olur. Bu ten kafesine girip çıkanlardan birisi, ruha der ki: ‘Ben senin sırdaşın olayım.’ Başka birisi: ‘Hayır, senin en yakın dostun ancak benim,’ der. Ten kafesine girenlerden birisi, ruhu övmeye başlar; ona der ki: ‘Bu âlemde güzellikte, incelikte, fazilette, cömertlikte senin gibi kimse yoktur.’ Öbürü de der ki: ‘İki âlem de senindir. Hepimizin canları, senin canına kul olsun, kurban olsun.’
Ten kafesi esiri olan ruh, halkın kendisine karşı duyduğu hayranlıktan adeta sarhoş olduğunu görünce, benliğe kapılır; kibirlenir, kendini idare edemez olur. O bilmez ki şeytan, kendisi gibi binlercesini helâk ırmağının sularına atmıştır. Dünya insanlarının lütuflarda bulunmaları, yaltaklanmaları hoş bir lokmadır; ama o lokmayı az ye, çünkü o lokma ateşle doludur. O lokmanın tadı, lezzeti meydandadır; fakat içindeki ateş gizlidir. Dumanı işin sonunda meydana çıkar.”