Geçmişi ortadan kaldırmak, “tekrar doğmak” eski, yıpranmış ve artık istenmeyen benliği ıskartaya çıkarırken farklı ve daha çekici bir benlik edinmek, “tamamen farklı biri gibi” yeniden hayata gelmek ve “yeni bir başlangıç” yapmak… Bu tür cazip teklifleri elinin tersiyle itmek güçtür.
Vaktiyle “yaşamın bütününe” dair bir proje olan kimlik, ânın bir özelliğine dönüştürülmüştür artık. Vaktiyle tasarlanan kimlik, artık “sonsuza dek devam etmek üzere inşa edilmez” aksine, sürekli olarak bir araya getirilmesi ve parçalara ayrılması gerekir.