Kelimelerin kifayet etmediği yerde başka anlam taşıyıcıları devreye girer: duygular, renkler, tatlar, tınılar, hâller, sesler, sessizlik ve sükût... Burada dilin kıyısına geliriz ama mana ve hakikat denizi büyümeye ve derinleşmeye devam eder. Kelimelerle ifade edilemeyen hakikatler varlıklarını daha yoğun, derin ve şiddetli bir şekilde hissettirmeye başlarlar. Sahilde dolaşmayı bırakıp derinlere dalmayı göze alanlar, kelimeler olmadan konuşmanın sırrını da çözmeye başlarlar.