"Müzeyyen" dedim, "sende hicran yarasından derin yaralar mı var ?"
Verdiği cevabı alıp, suda eritip, yemeklerden sonra bir kaşık: " ben böyleyim."
Birden gidip düz ovada keklik avlama fikri geldi , vazgeçtim. Cevabı bana yetmemişti. Adama sorarlardı: "kim ikiye böldü dostum seni ?"
Müzik satsak köşe olurduk. Bıraksalar, "Saraçhane başı buz tuttu, Arap kamil , Naciye'yi dost tuttu" ile, o olmadı mı, "unkapanı'nda Hacıbaba'da oymacılar var, koymacılar var " ile dünya listelerine girerdik. Bırakmadılar. Soktular sınıflara. " Daha dün annemizin çiçekli bahçemizin..."
"Hocam " dedik, yanlış yapıyorsunuz biz bahçeli evlerde oturmuyoruz, çiçekler saksıda. Öğlen uykusu bilmeyiz. İcabında numaradan göz yumar kaşla göz arasında tüyeriz. Bu muhabbet bize uymaz "