Başkalarının hareketlerinde gördüğümüz, kendi fikir ve görüşlerimize uymayan her şeye gülmemiz, şaşmamız lazım gelse, ömrümüzün büyük bir kısmını gülmek ve şaşmak ile geçirmek gerekir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O dönemlerden bir kadın düşünür. Hem o dönemlerde cesurca düşünmüş, deneyler yapıp bilimde ilerlemiş, sorgulamış hem de günümüze kadar ulaşmış.
Agora filmini izledikten sonra kitabını okumak aslında çok iyi geldi bana. Filmde gördüğüm sahnelerin aslında hiç de abartı olmadını anlamış oldum.
Hypatia cesaretiyle ve zekasıyla dünyaya geldiği dönem insanlarından ne kadar farklı ve üst düzey olduğunu kanıtlıyor. Çalışmalarıyla da bunu pekiştiriyor. Fakat dünyadaki en büyük sorunun cahillik olması tabi ki onun da başını yakmış. İnsanlara düşünmeyi ve sorgulamayı öğütleyerek aslında ilerlemenin yolunu bulacağını çok iyi biliyordu. Fakat dinle kafasını bozmuş yobaz insanlar yaşadığı yüzyıl farketmeksizin her dönem, topluma ve özellikle aydın kesime büyük zarar vermiştir.
Kitapta Hypatia’nın güzelliği ve zekası özellikle de kadın olması düşünmeyen toplumda öldürülmesine neden olmuş.
O dönemden bu yana kaç yüzyıl geçti. Kadınlarımızın hayatlarını neredeyse sıfırdan inşaa ettik. Fakat dinin kadınları kabul etmeyişi hala insanları ilim yolunda gerilere atmakta.
Yaşadığı dönemde ses çıkartan Hypatia gibi, kadınlar her dönem güçlü, cesur, düşünen ve gerekirse baş kaldıran bireyler olmalıdır.
“Eğer bir toplum tek bir aklın sözleri, düşünceleri ve eylemleriyle hareket ederse, orada sadece o kişi var demektir. Geride kalanların varlığı bir söylentiden öteye gitmezdi.
O, hayatını yaptığı şeylere adamış biriydi ve pes etmek, hele ki birileri söylediği için pes etmek onun doğasında yoktu. O dünyaya düşünmek için gelmişti adeta.