Fakat sonra birdenbire dönüşle tekrar bu hayattan bir iğrenme geldi. Herkesle konuşurken, gezerken, susarken kalplerindeki bütün duygularını abartılarla siyahlatarak keşifle onlardan ve kendinden bir iğrenme hissediyordu. Herkes samimiyetini bir başka zamana saklıyormuş gibi burada sanki kimlik kazanıyorlardı...
Ah, ara sıra ruhunu heyecandan titreten o sağlığa meyli ve coşkusu sonsuz olsaydı... Herkes gibi o da hayatı sade, ilk renkli, masum gözlerle görseydi... Hayat onu kollarının arasına alıp tırnakları, dişleriyle parçalayarak bu hale getirmemiş olsaydı...
Dünyada huzur ve rahatın hep kuruntu olduğunu görüp kendine acı veren şeylerin de hep kendi hayal gücünün, kendi seçimlerinin sonuçları olduğunu düşünerek, kendine, ruhuna karşı bi şey yapamadığından, kendini tedavi etmek için bi çare bulamadığından, deliren bir öfke ve kızgınlık hissediyordu.