"Halide Abla geceleri yaşamayı severdi. Kendi yalnızlığına ortak olsun diye gece açan çiçekleri sevdi hep. Kim bilir belki de kendine benzetiyordu o çiçekleri."
İyilik bu evrende henüz keşfedilmemiş yerler kadar uzaktaydı. İyilik artık kimselerin konuşmadığı arkaik bir dilden kalma, manası çoktan unutulmuş bir sözcüktü.
Şimdi düşünüyorum da belki ben kafamın içindeki sesleri
duymamak için sevmedim yalnız kalmayı. Etrafımı hep dostlarımla
doldurdum, onları konuşturdum, hatta bazen zorla konuşturdum.
Ama şimdi artık o kadar yorgunum ki ne başkasını ne kendi iç sesimi dinleyecek gücüm var. Nasılsın, rahat mısın,
iyi misin gibi sorulara dahi cevap vermemek için gözlerimi
kapalı tutuyorum. Etrafımda dolanıp duran kadim dostlarım, ben konuşamasam da ne istediğimi bildiklerinden hatırımı kırmazlar, diye düşünmüştüm ama heyhat!