en önemlisi umutsuzluğa düşmemek. dünyanın sonu geldi diye haykıranlara fazla kulak asmayalım. uygarlıklar o kadar da kolay ölmez; bu dünya yıkılacaksa da başka dünyalardan sonra yıkılacaktır. çok doğru, trajik bir çağda yaşıyoruz. ama pek çok insan trajikle umutsuzluğu birbirine karıştırıyor.
görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum.
hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: “buradayım!” der.
içimde hep ne olduklarını bilmediğim gizli ve meçhul ümitlere sarılmıştım; onlar olmasa bir saniye nefes alamazdım; çünkü bütün hesaplar aleyhime çıkıyordu, bu meçhul ümitler beni aldatırlarsa mahvolacaktım.