Okurken adeta suada gibi hissetmek ve kitabı bitirince bir soykırımı hatta savaş alanını terk etmiş gibi hissettirdi.. uzun uzun düşündürdü beni çünkü gerçekten sadece Boşnakların değil günümüzde yaşanan zulmü görüp sessiz kalmak Boşnaklıların acısına acı katmak gibi. Henüz belli bir bilince sahip olmadan kanlı baklavalardan yemek kader midir bilmiyorum sadece zamana ve acıya bırakılmış bir yaşam düşünün ve oradaki en çaresiz kişi sizsiniz.. Cefakeş Boşnak kadınlarına ithaf edilen bu kitap açıkca günümüzü gözler önüne seriyor.. Suadanın yaşadığı hiç bir hissi yaşamamanız dileğiyle.. #k:640si Sinan Akyüz
"Otomatik Portakal Alex ve çetesinin şiddet dolu, kontrolden çıkmış hayatını anlatıyor. Sokaklarda kavga, hırsızlık, vandalizm ve kaos… Gençlik enerjisi değil, sadece yıkım.
Burgess bize iyi olmak özgür iradeyle mi yoksa zorla mı mümkün? sorusunu sordurmak istemiş. Ama sahneler öyle abartılı ki çoğu zaman mesaj kayboluyor ve sadece rahatsız ediyorsun.
Alex Çete kuruyor, insanlara saldırıyor, ev basıyor, insanlara zarar veriyor
Cinsel şiddet uyguluyor
Sadece kendi hazları için şiddet yapıyor
Hiçbir pişmanlığı yok, sürekli egosunu tatmin ediyor.
Bence bu kitap herkesin okuması şart değil. Düşündürmek yerine çoğu zaman sadece rahatsız ediyor. Mutlaka okunacak bir kitap hiç değil.
Sahnelerin yoğunluğu ve Alex’in uç noktadaki kötülükleri yüzünden kitabı yarım bıraktım.
Otomatik Portakal Suç ve kötülük, niyet ne olursa olsun hâlâ suç ve kötülüktür; iyilik de aynı şekilde, şartlar değişse de öz değişmez." Anthony Burgess