Büşra özdaş

Puan vermedi·232 syf.··
2022 13. kitabı
‘Kaç yaşında olursan ol, başından ne geçmiş olursa olsun, kalbin temizse hikâyen mutlu biter, der sevgili yazarımız ve kendi deneyimlerini bilgi süzgecinden geçirerek okuyucuya tatlı bir edayla dokunup, kendi yolculuğuna davet eder. Kitap, yazarın Afrika da bir sufi ile tanışmasıyla başlar. Aynı dili konuşamazlar belki ama aynı duyguları paylaşırlar şüphesiz. Bu tanışma yazarın içsel çağrısının bir karşılığıydı belki de. Ama asla tesadüf değildi. Tıpkı benim bu kitabı okuyup, kazanımlarımı şu an bu satırlarda buluşturuyor olmam gibi. Bu kitap, genel hatlarıyla okuyucunun yaşamının, her evresine dokunabilecek türden. Doğruyu biliyorum deyip yolumuzu çizerken, meğer ne çok şey atlıyormuşuz. Biliyorum dediğimiz her an, aslında hiç bir şey bilmediğimizin farkında olmadan sınanıyoruz. Düşüncelerimizin hayatımızda bu şekilde etkin rol oynayabileceğini unutuyoruz çoğu zaman. Duaların hakikate dönüşme yolundaki sırrının, kelimelerin tesirinden etkilendiğini, her insanın kusurlarıyla var olduğunu, asıl kusurların insanı kusursuzlaştırdığını, eksikliklerin bütüne nasıl fayda sağladığını, mutluluğun anahtarının kişi de saklı olduğunu, hayat denen serüvende tutunacak dalın yalnızca kendin olduğunu, ihtiyaçlarını, isteklerini, yalnızca tüm benliğinle karşıladığın sürece sen olabileceğini, hayır deyip sınır koyabilmenin manevi sınırsızlığını, iyi düşünmenin meyvesinin iyi yaşanarak ödüllendirileceğini, aşkın eşsiz bir duygu olup, ruhu nasıl beslediğini, ilişkilerde doğru tutum ve davranışların nasıl olması gerektiğini birbirinden eşsiz ve gerçek hikâyelerle anlatarak ve alıntılarla besleyerek okuyucunun hem ruhuna hem hayatına dokunur. Severek okuduğum bu kitapta, en çok etkilendiğim bölümlerden biri de; kartal olarak dünyaya gelmiş hayvanın, yaşamı boyunca kendini tavuk sanması
1000k
Kalbin Temizse Hikayen Mutlu BiterHakan Mengüç · Destek Yayınları · 20207,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·112 syf.··
2022 2. kitabı
Varoluşçuluk felsefesinin ünlü düşünürlerinden olan ve eserlerinin çoğunu bu akımla çevreleyen,1957 Nobel edebiyat ödülüne layık görülen Albert Camus’un Yabancı kitabı, 1942 yılında yayınlanmış ve yayınlandığı günden bugüne edebiyat dünyasında yer edinmeyi başarmış bir başyapıttır. Giriş cümlesiyle beraber, okuyucunun üzerinde anlamsız bir şaşkınlık yaratarak, birbirini kovalayan cümlelerin satır aralarında, şaşkınlığa son verecek geçerli sebepleri bulma isteğine sürükler. Kitap, karakterimiz Meursaultın annesinin ölüm haberini almasıyla başlar. Ama durumlar beklenilenden çok farklı ilerler. Öyle ki Meursaultın annesinin ölümüne üzülecek geçerli sebepleri yoktur. Duygusallıktan bağımsız, ölümünde en az yaşam kadar gerçek ve sıradan olduğunu düşünen Meursault, düşünce ve yaşayış bakımından diğer insanlardan keskin hatlarla ayrılır. Görünüşte bir işe sahip, sıradan insanlar gibi yaşamını sürdüren bir karakter olan Meursault, gerçekte bu mevcudiyetin dışında, kendi dünyasında, kendi benliğinin bile önem arz etmediğini düşünen, sürdürdüğü tüm ilişkileri alışkanlıklarını oluşturduğu için devam ettiren ve kendisi için hiçbir önem arz etmeyen ilişkilerinde, bencilliğinin izlerini açık bir şekilde görmekteyiz. Öyle ki annesinin ölüm haberini aldıktan sonra huzur evine gittiğinde, içinde üzüntüye dair hiçbir kırıntı barındırmamakla beraber dış dünyada var olan uyarıcıları algılaması, (‘ki insan gerçekten üzüntü duyduğu anlarda çevresindeki tüm uyarıcılara, olaylara kayıtsız kalır’) Meursault’ ta böyle bir durum gözlenmemekle beraber kahve ve sigara içme isteğinin doğması, annesinin yüzünü ısrarlara rağmen son kez görmek istemeyip sürekli yorgunluğunu düşünüp uyuma isteğinin doğması, annesinin cenazesinden sonraki gün, önceden şirkette çalışan Marie ile tanışıp eğlenmesi, onu
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2015137,5bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2022 15. kitabı
BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU KİTAP ANALİZİ Düzenli olarak seyahate çıkan ünlü roman yazarı Bay R’nin, döndüğü sabah evinde isimsiz bir mektup bulmasıyla başlayan kitap, okuyucuyu satırlılarının soğuk ve sürükleyici rüzgarında sarsmayı başarıyor. ‘Beni hiç tanımamış olan sana ‘diye başlayan, peşi sıra çocuğunun ölüm haberinin verildiği bu mektupta; tek taraflı aşkı, ömrünün son anına kadar kanayan yarası olmasına rağmen sevgiyle kabul etmiş genç bir kadının sessiz çığlıkları yankılanıyor. Daha 13 yaşındayken karşı dairesine taşınan Bay R’ye beslediği çocuksu duyguların, gün geçtikçe artarak yerini sarsılmaz bağlılığa nasıl bıraktığını, adım adım esiri olduğu bu aşkın ateşinde yandığı her anı, hayatının en vazgeçilmez mutluluğu olarak anlattığı bu satırları, soluksuz bir heyecanla bilinmeyen kadının duygularını paylaşarak yaşıyorsunuz. Önceleri bağlılığının bu denli farkında olmayan küçük kız, dul annesinin evlilik kararı almasıyla taşınma zorunda olduğunu kabullenince yaşamının bir anlamı olmadığının farkına varır. Bay R, küçük kız için bir sevgiliden ötedir. Hayatında yeri o kadar büyüktür ki taşındıktan sonra bile onu içinde yaşatmayı sürdürür. Ama artık varlığını düşlerinde değil yanı başında hissetmeye karar verir. Taşındığı yere giderek Bay R nin dikkatini çekmeyi başarır. Nasılsa küçük bir kız çocuğundan çok daha fazlasıdır artık. O andan itibaren yaşamının sonuna dek toplam 3 kez birliktelikleri olur ve ne acı ki Bay R, bu üç buluşmada da genç kadını hatırlayamaz. İlk buluşmada Bay R’den aldığı beyaz gülleri, artık her doğum gününde adama göndermeye başlar. Ama adam, gelen bu güllerin kimin gönderdiğini bilmemesine rağmen fazla da merak belirtisi göstermeden sahiplenir. Sonraki buluşmalarda da kadının beyaz güllere atıfta bulunması beni o kadar etkiledi ki
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2022 18. kitabı
Tüm zamanların en çok okunan kitaplarından biri olan küçük prens, küçücük bedeninin içinde koca bir kâinat yaşatan, sarı atkılı sırma saçlı bir çocuktur. Tabi bunun yanında kitapta prensle dostluk kuracak olan pilotumuzda hayat bularak yer ediniyor. Yazarı Antoine de Saint Exupery, kendi yaşantısını kitapla birleştirerek akıcı bir dille her yaşa hitap etmeyi, zamanların ötesinde bir serüvenle eksiksiz başarıyor. Kitabımız, daha altı yaşındayken bir boğa yılanının avını yutmasını resmetmesinin, büyükler tarafından farklı algılanmasıyla başlar. Algı da farklılık onun ressam değil, pilot olmasına yön verir ve günlerden bir gün uçağı sahra çölünün ortasında bozulur. İşte tam da o sırada küçük prens görünür ve pilotla serüvenleri başlamış olur. Farklı gezegenden gelmiş küçük bir prens ve onun gibi binlercesinin yaşadığı dünyalı bir pilot. Tanıştıkça birbirlerini anlamaya başlayan bu iki dost, aslında birbirlerine hem yakın hem de bir o kadar uzaktır. Farklı gezegenden olan gizemli prens, pilota dostlukları ilerledikçe kendi dünyasını anlatmaya başlar. Tek başına yaşadığı boabap ağaçlarıyla kaplı küçük gezegeninde, biri sönmüş üç volkana ve eşsiz güzellikte bir güle sahip olduğunu, bir gün gülüyle anlaşamayıp gezegenini terk edip gezintiye çıktığını ve bu gezintide yedi farklı gezegen yolculuğu yaptığını anlatmaya başlar. Burada aslında Saint Exupery, gezegeninde tek olan gülü eşiyle bağdaştırmış, volkanları da eşinin memleketi olan el Salvador dan esinlenerek çizmiştir küçük dünyasına. Peki yazarımızda prens miydi? Prens ise pilotu kimle bağdaştırmıştı? Bu sorularla kitabı okudukça anlam vermeye başlıyoruz aslında. İlk gezegende başında tacıyla tahtına oturmuş, tek başına dünyasına krallık yapan bir kralın gezegenine misafir olur ancak kısa süre içinde prens, aslında hiçbir
1000k
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,3bin okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2022 22. kitabı
·
Ölümle yaşam arasında var olan ve saatin daima gece yarısı 00.00 olduğu bir kütüphane düşünün. Düşündünüz mü? Şimdi de yeşil rengin hâkim olduğu sonsuz sayıda kitapların kütüphaneye boydan boya sıralandığını hayal edin. Yalnız bir detayı sakın görmezden gelmeyin. Çünkü bu detay, hayatımızda yaşadığımız mutsuzlukların temel kaynağı. Keşke’ lerin acı meyvesi, pişmanlıklar kitabı. Gri tonuyla ağırlığını koruyarak kitaplıkta yerini alan bu kitap, aslında rengiyle bile hayatımızın beyaz ve siyahtan ibaret olmadığını ve mutluluğun yanında üzüntülerinde ancak birlikte yaşanınca anlamlı olacağını, görüntüsüyle bile öyle güzel açıklıyor ki, daha kütüphaneyi gezinmeden bu anlamlı mesajını hissettiriyor. Matt Haıg tarafından kaleme alınan ve 2020 Goodreads okur ödülleri’ nde en iyi kurgu dalında ödüle layık görülen bu kitap, Nora adında genç bir kadının hayatına son vermesiyle başlamış, bambaşka bir boyut olan kütüphanede kendini bulup, kitapların hepsinin ayrı ayrı yaşamış olduğu hayatlardan kesitler olduğunu öğrendikten sonra, seçimlerinin sınırsızlığı içinde mutluluğu aramasıyla gelişen olayları ele almaktadır. Paralel evrende hayatlarımızın çok yönlülüğüne dikkat çekerek, yaşamın bize sunduğu milyonlarca seçimi ihtiva edip, tek bir değişikliğin bile nasıl köklü sonuçlara yol açacağını kitabı okuyarak yaşıyorsunuz. Seçtiğiniz her yeni yaşamda, yanınızda tanımadığınız bir adamı eşiniz olarak görebilir ya da ismini dahi bilmediğiniz küçük çocuğa annelik yaparken bulabilirsiniz kendinizi. Nora bu hayatları deneyimlerken çok daha fazlasını yaşarken bulur kendini. Kutuplarda buzul araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürmek için yer aldığı bir ekipte, ayı saldırısına uğramasının yanı sıra, yüzme de şampiyonluk kazanarak ün kazanmış bir sporcu olarak seminerler düzenleyen bir
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma