Kitap bittikten sonra neden bu kadar geç okudum ki diye kendime sitem ettim. Güzel bir bahar sabahına uyanıyoruz evet ama güneşin ne kadar güzel olduğunu görmüyoruz. Sahip olduğumuz hiçbir şeyin değerini bilmiyoruz ama hep sahip olamadığımız o şeyin peşinde sürüklenip gidiyoruz. Sanki sahip olamadığımız şeylere sahip olursak mutlu olacağız diyoruz ancak onlara sahip olduğumuzda da mutlu olamıyoruz. Çünkü mutluluk bir şeylere sahip olmakla ilgili değildir. Sırf kendimiz olduğumuz için, uyuduğumuz uyandığımız için, güneşe bakabildiğimiz için mutlu olmayı fark ettiğimizde de zamanın hoyratça geçip gittiğini görüyoruz. Geç kalmışlık nedir derseniz, ne yaşla ilgili bir kavramdır derim ne de yaşamla. Geç kalmışlık tam da insanın fark edebilme kabiliyeti ile ilgilidir. Gayret yoksa insanın kendisinde, sahip olduğu hiçbir şey sahip olabileceği hiçbir şey kendinin, kendi hayat ışığının tecellisi olmaz. Kendi içinizdeki o insana gülümseyin, herkes size deli desin ne çıkar, somurturken çalıştırdığınız kasların hesabını onlar vermeyecek ya.