"Ben" dedi, "nehrin kendisiyim, hakikat arayışı nehri. Ve nehrin kendisi olarak yolculuk yapıyorum. Ne coşku, ne hüzün, hiçbiri benim son durağım değil; ben yolculukta var olan yaşamın kendisiyim, beni duraklar tanımlamıyor."
"Yakup Bey, ben aklıma gelen doğal çağrışımları takip ediyordum. Seçimlerimi bana yüklenen bir kültürün sonucunda yaptığımın farkında değildim."
"Tabii değildiniz. Bir robot da kendine yüklenen programların farkında değildir ve hiçbir zaman bu yüklenen programların ötesine geçip, o programları aşıp, onların farkına varamaz."
İşte 27 Aralık 1919 günü Mustafa Kemal Ankara'ya gelmese idi, bugünkü Ankara'yı bizler göremeyecektik. Fakat belki de yalnız Ankara'yı değil, bütün bir bağımsız Türkiye'yi göremezdik. Bu yurdu, O'nun birleştirici fikri ve ideali etrafında toplananlar kurtarmıştır. Bugün bu tarih, yılların arkasında kaldı. Ancak şimdi bu tarih olan olayları çocuklarımıza anlatmak borcumuzdur.