İlk adımlarımızı atarken düştüğümüzde annemiz dizlerimizi üflediğinde düşe kalka öğrenecek derlerdi. Her düştüğümüzde ayaklarımızın üzerinde durabilmek için inatla tekrar ayağa kalkardık. Bilmiyorduk hayatı da düşe kalka öğreneceğimizi, düştüğümüzde hiç kimsenin dizlerimizi üflemeyeceğini ve en sonunda dizlerimizin değil de kalbimizin üflenmesine ihtiyacımız olacağını..
Tüm bunları bilseydik eğer sahiden ister miydik büyük adam olmayı? Koca adam olup ayaklarımızın üzerinde durmak zorunda kalmayı..
Sahi,
Eğer sorsalardı bize ne istediğimizi, gerçekten ne isterdik?