Kamran, ben senden nefret ettiğim için, yabancı memleketlere kaçmıştım. Şimdi, nefretim o dereceyi buldu ki, bu uzaklık kafi gelmiyor, senin yaşadığın, nefes aldığın dünyadan uzaklara kaçmak istiyorum.
Sen, kurşunla vurulanları hiç işitmedin mi, be hemşireciğim? Bazıları, vurulduklarının farkında bile olmazlar; üç beş adım koşarlar, kaçıp kurtuluyoruz sanırlar. Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?
Artık boğulduğumu hissediyorum. Bu şirkete, bu insanlara, kendime ve hatta bütün dünyaya öfkeliyim sanki. Ancak içten içe biliyorum ki bu karmaşık örümcek ağının içinde sıkışıp kalmamın yegane sorumlusu benim..