Sözcükler üzerimden geçerken kendi üstümdeki mülkiyetimi dile feda ediyorum.
Elbette bu hem kudretli hem de mahvedici bir yol. Anlattıkça mahvolabilirim. Anlatmak kendini dinlemektir çünkü. Dinledikçe kendimi yıkabilirim. Bir de üstüne, anlaşılmadan işitilmek dıye bir şey var, çiğnemeden yutulan bir lokmaya dönüşebilirım.
Bu yutulma korkusuna karşın, kökünü bilmediğim bir arzu yüzünden, huzurunuzdayım.
Kendinizi doğru yerde, olabileceğiniz o tek yerde ve o tek insanla bulduğunuz zamanlar olur hayatınızda veya belki tek bir zaman olur.
Bunu o da hissediyor. Bana dönüyor. "Bu caddeler bizim,"diyor.
"Evet," diyorum. "Evet, öyleler." Öyleydiler de. Bütün şehir öyleydi.