•21•

Bildiklerimizi ama göremediklerimizi birbirimizin gözlerinde ararız.
Sayfa 73 - İletişim·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ben kaldım orada, sonsuza dek kendimle baş başa.
Sayfa 71 - İletişim·Kitabı okudu
Alıntı
Gençliğimde televizyonlarda hep gösterirlerdi, limbo diye bir dans vardı. Yere paralel olarak belli bir yükseltiye konulmuş bir sırığın altından yüzü sırığa bakacak şekilde geçerdi dansçı. Müziğin her kuplesinde o sırık biraz daha aşağı indirilir, dansçı sırtı yere paralel olacak şekilde ters dönmüş örümcek misali kıvrana kıvrana sırığın altından geçerdi. Çok saçma bir danstı. Şimdi bakıyorum da insanla-rın haline, ahlâki değerlerin çıtası aşağı indikçe insanlar da kıvrana kıvrana o çıtanın altından geçmeye çalışıyorlar. Eskiden televizyon, internet falan yokken biraz daha rahatmış hayat. En azından bu rezillerin suratını görmüyor, cızırtılı bir radyodan seslerini dinliyordun. Şimdi ise kötülük timsali suratlarıyla tabak gibi her an karşımızdalar. Yüzsüzlük öyle bir şey ki, ilk ortaya çıktığında başını ezmezsen salgın bir hastalık gibi yayılıveriyor insanlar arasında. Bir de baştakiler, büyükler böyle davranınca, diğer insanlar da şevkle taklide başlıyor. Normal şartlarda infiale neden olması gereken erdemsizlik, ahlaksızlık, üzerinde pek durulmayan, sıradan bir davranış oluveriyor. Haysiyet, nezaket, diğerkamlık neredeyse tedavülden kalktı.
Sayfa 64 - İletişim·Kitabı okudu
Alıntı
Hiç film seçmem ben. Öyle rejisör, artist falan da bilmem. Umurumda değil ki isimler. Bir isim neyin garantisi olabilir hayatta? Birisinin filmini beğendim diye onun peşinden gidip yaptığı başka şeyleri izlemek, neyi sağlar? Hayal kırıklığı yaşamayacağımı kim iddia eder? Zaten hayatta garanti aramanın bir anlamı var mı ki? Oturuyorum, karşıma çıkanı izliyorum işte. Bazılarını daha çok beğeniyorum, bazılarından sıkılıyorum. Maksat, vakit doldurmak. Tek tesellim şu,yaşlandıkça hayat daha hızlı geçiyor. Eskiden bir kitap okur dum her sayfasının ne kadar zaman aldığını bilirdim ya da bir filmin her dakikasını hissederdim. Şimdi bakıyorum da bir sabah kalkıyorum, hop akşam oluyor, derken bir hafta geçiyor, bir ay, bir yıl, zaman birbiri ardına devrilip geçiyor. Semiha'nın adı bile hafızamda külleniyor. Kütüphane köşelerine, sinema salonlarına saklana saklana Tanrı da unuttu beni. Bir daha da hatırlamaz herhalde Insan yaşayamadıklarından ibaret olsaydı, ben padişah olurdum bu dünyaya. Kaç yaşıma geldim, yüzumde çizgi yok. Pek çok kadın bu yaşta benim gibi bir yüze sahip olmak için nasıl uğraşıyor biliyorum. Ben hiçbir şey yapmıyorum. Oysa istemez miydim aşklar, hayal kırıklıkları, ihtiraslar, kayboluşlar ve buluşlarla geçen inişli çıkışlı bir hayatın izle rini yüzümdeki çizgilerden izlemek? Hatıralar arasında ge zinmek, geçmişin kuyularında kaybolmak? Bazen düşünüyorum da, böyle bir serzeniş bile pek mantıklı değil aslında. Hatıralarım olsa ne yapacağım ki, anlata cak kimsem de yok. Böylesi iyi işte... Boş yastığa bakarak, kaygısız, dertsiz uykuya dalmak... En iyisi!
Sayfa 40 - İletişim·Kitabı okudu
Alıntı
Derler ki, dikiş iğnesi insanın tenine batarsa tekmil gövdesi boyunca yürür.
Sayfa 13 - İletişim·Kitabı okudu
Alıntı