Bir halkın ifade edebileceklerinin ancak tarihî bir değeri vardır: Oluş içindeki başarısıdır bu; fakat ifade edemediği şey, ebediyet içindeki mağlubiyeti, kendi kendine karşı duyduğu meyvasız susamışlıktır: Kendini ifade etmeye çabalarken tükenmesidir. Bu çabası sırasında güçsüz düştüğünde, ifadesinin yerini bazı sözcüklerle -söylenemeyene imalarla- doldurur.
Bütün kurtuluş öğretilerinin kusuru, tamamlanmamışlığın ikli-mi olan şiiri ortadan kaldırmalarıdır. Şair, selâmete ermeye özendiğinde kendine ihanet etmiş olur: Selâmet, şarkının ölümüdür, sanatın ve ruhun yadsınmasıdır... İnsanın kendisini ulaştığı şeyle dayanışma içinde hissetmesi nasıl olabilir? Acılarımızı inceltip, bir bahçeyle ilgilenir gibi ilgilenebiliriz onlarla; fakat kendimizi askıya almadan hangi yolla serbestleşebiliriz onlara karşı? Lânetlenme karşısında uysal olan bizler, acı çektiğimiz ölçüde var oluruz - Bir ruh, sadece üzerine aldığı tahanımül edilmez şeyler'in miktarıyla büyür ve telef olur.