Günümüz insanını en çok ilgilendiren durum. Belki de insan var olduğundan beri bu hep böyleydi. Yaşlanıp o güzelliği zarifliği kaybetme korkusu hepimizde var. Yüzümüzdeki çizgiler, ellerimizdeki kırışıklıklar bizi ileri derecede ürkütür.
Basil'in yaptığı portre sonunda bitmiştir. Portreye baktıklarında Dorian'ın ne kadar kusursuz olduğunu bir kere daha fark ederler. Lord Henry, Dorian Gray'in yüzüne gerçekleri vurur. Bir gün yaşlanacağını güzelliğinin gideceğini söyler. Bu Dorian'ın zoruna gitse de değişmez bir gerçektir. Portrede olan kişiyi kıskanmaya ve onun yerinde olma isteğine girer. Portredeki Dorian'ın hiç yaşlanmayacağı ama Dorian'ın ondan kötü görüneceği fikri onu deli etmektedir. Fakat portredeki gariplik onun dikkatini çeker. Portre gün geçtikçe değişmeye başlar. Bu durum Dorian'ın hoşuna gider. Porteyi herkesten saklar.
Sibly bir oyuncudur. Ve Dorian'la aşk yaşamaya başlarlar Dorian'ın gözünde muazzam bir oyuncudur. Fakat son oyuna gittiklerinde Sibly'in kötü performansı Dorian'ı çok etkilemiştir. Bu yüzden ondan soğur ve ayrılmak ister. Dorian gittikten sonra Sibly intihar eder. Fakat Dorian bu duruma hiç üzülmemiştir. Olayın onu etkilemesini hiç istemez.
Dorian git gide kötü bir insana dönüşür. Bir gece Basil onunla konuşmak için evine gelir. Dorian söylediklerine çok sinirlenir ve onu öldürür. Aynı şekilde bir arkadaşını tehdit ederek cesedi ortadan kaldırmasını ister. Ve hiçbir şey yaşanmamış gibi hayatına devam eder. Aslında bu yaptığı sürekli aklına gelir ve onu rahatsız eder. Ama o kötü olmaktan asla vazgeçmez.
Sibly'in kardeşi onu bulmuştur, fakat o kendini genç göstererek ölümden kurtulmuştur. Bir süre sonra avcılığa çıktıklarında bir adam vurulur. Dorian bunun kötüye işaret olduğuna dair kuruntu yapmaya başlar. Ancak ölen kişi James Vane'dir.
Günümüzdeki insanların acıya hoşgörüyle bakmasında son derece hastalıklı bir taraf var. Renklere, güzelliklere ve yaşama sevincine sempatiyle bakmak gerekir. Hayatın ıstırap veren yaralarından ne kadar az bahsedilirse, o kadar iyidir.