Bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini hatta dürüstlüğünü fakat bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. Canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu. Bu yüzden kendine karmaşa ve dram yüklü bir yaşam yaratmıştı. Bir şey olması gerek, insan ilişkilerinin birçoğunun açıklaması işte bu. Bir şey olması gerek, aşksız bir kölelik, savaş ya da ölüm. O halde yaşasın cenaze törenleri!
Ama ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömert olduğumuzu biliyor musunuz?
Nedeni basit! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur da ondan. Özgür bırakır bizi onlar, böylece zamanımızı rahatça kullanabilir, saygıyı boş zamanlarımızda bir kokteyl ve sevimli bir sevgili arasına sıkıştırabiliriz. İllaki bir sorumluluk yükleyeceklerse, belleğe yüklerler, bizimse belleğimiz zayıttır. Hayır, dostlarımızda sevdiğimiz şey ölümün tazeliği, acısı, heyecanımız, eninde sonunda
kendimizdir!