Entelektüel işleri düzenleyen mutlak yasaya göre, aklımızdaki duygu ve düşüncelere, otelde kalan insanlar muamelesi yaparsak bizim için sadece birer yabancı olurlar ve çok geçmeden unutulup giderler.
Sarf edilen güç yıldan yıla düştükçe, sahip olunan zekânın yüksek niteliklerini değerlendirme olasılıkları da tükenir. Gidip gelmekten yolda oluşan derin teker izleri gibi, zekâ da parlaklığını yitirir. Onunla birlikte dikkatini toplama, çözümleme ve düşünce üretme yetenekleri de zayıflar. Kişi, kariyerinin yanında aklını çalıştıracak başka türden uğraşlar edinmezse enerjisinin giderek körelmesi kaçınılmazdır.
“Canımın istediğini yapacak yaştayım.
Hayat çok kısa; can sıkıntısı, ahmaklarla görüşmek, onları zeki buluyormuşum gibi rol yapmak
Yo, hayır, tahammülüm yok bunlara!”
—Marcel Proust