"Ancak emin olduğum, hiç şüphe etmediğim, en ufak bir tereddüt duymadığım, kesin, yüzde yüz bildiğim bir şey var : Çocukları çok seviyorum. Onları çok sevince zaten her şey on ne âlâ memleket oluyor... "
Deneyin, size de oh ne âlâ memleket olsun!
Yazarın okuduğum ve çok beğendiğim kitapları serisine bir yenisini daha eklediğimi belirtmekten mutluluk duyuyorum. Çocukların dünyasına inmek ve onları anlamak biz büyükler için zordur. Zaten onların şikayeti hep bu mesel üzerine olmuştur. E haliyle onlara göre biz büyüklerin hayatı hep "oh ne ala memleket" şeklinde sürüyor. Aynı şey çocuklar için de geçerli aslında. Onların bizi anlama, bizi örnek alma çabalarını görmezden veya görememezden gelmemiz onların pedagojik gelişimlerini etkilemektedir. Bu kitabı okurken aslında onların bizi örnek almalarından ziyade bir büyük olarak bizim çocukları sevmenin ve onları anlamanın aslında iki taraf için "oh ne ala memleket" bir seyir alacağını düşündüm. Çocukları sevmek ve anlamak adına bu kitap size iyi gelecektir. İyi okumalar.
Zweig'in klasik novellası. Derin psikolojik tahliller, betimlemeler ve olayların mantık ve mantıksızlık içerisindeki harmanlanışı. En önemlisi deyim yerindeyse kahramanlarına kendi ağızlarından can verişi. Bir kadının geriye kalan tüm yaşamını etkikeyen gizli bir hatıranın buna benzer canlı şahidi olarak yaşanmış olayla paralelliği sırasında yeniden gün yüzüne çıkışını anlatıyor yazar. İnsanların eylemlerinin altında yatanların ne olduğunu bilmeden yargılamak, değerlendirmek ne kadar doğru? İnsanlarla empati kurmadan onları anlamak ne kadar samimi? Bizler yaptıklarımızla yargılanırız genelde. Ya özünde ne olduğunu bilseydik nasıl olurdu? Çağımızın hala sancısını yaşadığı insani bir sorun aslında. Özüne inememek ve empati kuramamak. Ya bir insanı kaybetmek ya da kazanmak...