Hereticblood

Karanlık ne kadar yoğunsa, kendine o kadar yaklaşırsın. Gölgen ne kadar büyükse, kendinle birleşmeye, bütün olmaya o kadar çok yakınlaşırsın. Korku, acı, öfke hissettiğinde gölgene sarıl; gerçek “sen”, onunla bütünleştiğinde ortaya çıkar. Ama bunu başkalarıyla atlatmaya çalışırsan yeniden başa dönersin. Gölgen senden uzaklaşır; sen de kısa bir rahatlamadan sonra yeniden umutsuzluğa düşersin. Birine karşı hisler beslediğinde, onlara karşı sorgulayıcı ol: Haz peşinde misin, yoksa gerçekten o hisleri mi yaşıyorsun? Yalnız kalmaktan mı korkuyorsun, yoksa gerçekten o kişiyi mi istiyorsun? Değer görmek, ilgi görmek peşinde misin, yoksa bu insan senin için gerçekten önemli mi? İhtiyacımız olan hazları doyurmak için başkalarını kullanmak… Nedir bu? Bir “demon” mu senin bedenini esir almış? Dön bir bak kendine. Bunları neden yapıyorsun? Kendin bir yıkımın içindesin diye başkalarını yıkmak mı amacın? Oysa o kadar asil ve güzelsin ki… Kendini tanıyıp gölgeni kabullensen, bunun sen olmadığını; hazların esiri olmuş bir başkası olduğunu görürsün. Amacın yıkım olmasın, inşa etmek olsun: Kendini, arkadaşlarını ve sevdiğin kişiyi… Hislerinde dürüst ol ki zaten yıkımda olan sen, sana değer veren kişileri de kaybetme. Nasıl ki bir kalbi kırmak kolaysa, eski haline getirmek de bir o kadar zordur. Bunu düşün. Davranışlarımızın kimi nasıl etkilediğini…
Felsefe-Düşünce
Reklam
karanlık bir sokakta ay ışığında yine hedefim olmaksızın yürüyorum.bilmiyorum bu yol nereye gidiyor?sonu var mı?beni ne bekliyor?yolda eksilir miyim,ya da çoğalır mıyım?belki de aynı kalırım.belki yolu sevmem dönerim,belki severim ,sevdikçe kaybolurum yolun sonsuz derinliğinde.. ama bir gerçek var ki ;artık gitmeliyim,ardıma bakmadan.gölgemi de alıp gitmeliyim.belki bizi iyi şeyler bekliyordur ,belki de daha kötüsü…fakat iyi olan bu yolun getireceklerinin belirsizliği.!bir ben varım,bir de görmezden geldiğim ben.! bazen kötü davranıyorum ona, bana katlandığı yetmiyormuş gibi bir de fazladan acıya maruz kalıyor.yine de vazgeçmiyor benden,sadık bana,tıpkı melankolimin olduğu gibi.. evet melankolim benim sırdaşımdır.en eski yollarda birlikte yürüdük,aşındīrdık postallarımızı..bazen o konuştu ben dinledim ,bazen de ben konuştum o dinledi..ama ikimiz de bıkmadık ,yalan söylemedik birbirimize.ne vazgećtik yoldan ,ne de sustuk bıkkınlığımızdan.o bana katlandı,ben de ona…yeri geldiğinde eleştirdi beni ,yeri geldiğinde anladı beni.hiç de demedi beni ne zaman rahat bırakacaksın diye.neden demediğini de biliyorum ,benden başka kimsesi yok.ikimiz de gitmek istiyoruz.!nereye derseniz insan olmasın yeter,yalan olmasın,samimiyetsiz kişiler uzak olsun biz bir varış noktası buluruz.ya da hep yolda oluruz.ruhumuz bizi terk edene ,artık yeter dayanamıyorum serzenişine kadar..belki bir göl buluruz vadinin ortasında,sonra oturup suya yansıyan yıldızların ,gökyüzünde nasıl kaydığını izleriz.sonra da ay ışığının bulutları yırtıp geceyi aydınlatışını.. belki hayâl kurarız,hayatın bizi getirmesini istediğimiz noktaları için..belki ağlarız yaşadığımız hayâl kırıklıkları için,belki de pişmanlık duyarız terk ettiğimiz hayatlar için..yine de ben ve melankolim hiç bıkmadan,yolun bize ne
bazen ne yapmak lazım biliyor musun?durmak lazım ,duymamak lazım ,görmemek lazım ,karanlıkta bir başına kalmak lazım.. her şeye yetişemeyeceğini ,herkese yardım edemeyeceğini bilmek lazım.hepsinden öte kendine önem vermen lazım.kendini unutmak ne kadar amansız bi keder. kendinden önce başkasını düşünmek ve bunun boşa gitmesini izlemek..evet fazlasıyla ızdırap verir..tarifini nasıl yapsam;içinde kalbin derin bi boşluğa düşüyor gibi ,sonra üstüne karanlıklar düşüyor tonlarca ağırlıkta ,sonra da senin bitmeyecekmiş gibi acı çektiğin gecelerin oluyor.insanlar böyledir işte ,uzun zaman sonra birini tanımaya karar verirsin..biraz sohbet muhabbet, sabahlanan geceler artık tamamdır.sen de ahmak aşıklar arasına katıldın.ama çok sevinme.!hislerini belli ettiğinde,insanların kaçtığını ,hislerini nasıl tepe taklak ettiklerini de göreceksin.sonrası ne mi oluyor ?sonrası schoppenhauer’ın ya /ya da’sı gibi oluyor.geriye bakıp düşünüyorsun ya’ların ve ya da ‘ların oluyor…ben aslında yalnız olmaya çalışıyorum.çünkü;orada her şey açık,senden başka kimse yok.öyleymiş gibi davranan insanlar yok.kendinlesin ,her şey olduğu gibi insanları tanımaya başlarken söylenen yalanlar ben de ben de’ler yok.bir ayna,karşında karanlık bir gölge ve sen.. değerini bilene yeter de artar bile.hayatīmın hiçbir döneminde iletișim kurmak benim için kolay olmadı.kendimle zaman geçirdim.kendimi tanımaya ,değişmemeye,beni değiştirmelerine izin vermemeye çalıştım ve başarīyorum da..kabul ediyorum insanlar arasında fazla duygusalım.empati yönüm fazla gelișmiștir.hislerim…çoğu zaman söylenmeyenleri bana söyler.ama bir sorun var ki ben ahmak bir uman gibi belki öyle değildir(!)der hislerime arkamı dönerim.neden mi?öyle olmasını umduğum için.sonra gerçekle yüzleşirim ve hislerim bana büyük bi kahkaha patlatır.beni
”yavaşça kalemimin kulağına eğilip dedim ki; bir daha onun adını yazarsan,seni de kırarım.” -cemal süreya
toprak… sevdiklerimizi aldığın için mi bu kadar güzel kokuyorsun?
Reklam