Teslim olmamak hiçbir şeye, ne bir insana, ne bir sevgiye,ne de bir düşünceye.
Kayıtsızlığımızın içerisinde kendisine dayanak bulan bir özgürlüğe kanat açmak…
Zira ait olmak,aleladeliğin eş anlamlısıdır.Öğretiler,idealler,bir kadın,bir meslek…hepsi birer hapishane,birer prangadır.
Çogu insan farkına bile varmadan benliğine büsbütün yabancı,sahte hayatlar yasar. 'Çoğu insan kendinden baska biri olarak yaşar' demiştir Oscar Wilde ve haklıdır da. Kimileri gerçekte istemedikleri bir seyin peşinde geçirir hayatlarını; kimileri onlara faydası dokunmayacak bir şeyin peşindedir, kimileriyse yolunu kaybeder.
Dünyada çekilen acılara ağlayanlar sadece yalnız kisilerdir.. yalniz olduklari için gözyaşlarından kimsenin haberi olmaz. Bir Leopardi7 ya da bir Antero de Quental7 sevgilisiz mi kalmis? iste o zaman var olus bir eziyete dönüsür.
Bir Vigny az mi sevilmis? Dünya dedigin devasa bir hapishanedir. Chateaubriand imkânsizi mi düslüyormus? Insan yasami büsbütün bıktırıcı bir hal alır.
ne zaman ki olaylar sıradan bir insan için başarıyı kaçınılmaz kılacak bir seyir izlemeye başlayacak olsa, bu durum beklenmedik şekilde, tam da aksi yöndeki bir neticeye gebe olacak bir gidişatı beraberinde getirir benim yaşamımda.
Bu gözlemim kimi zaman acı acı, ilahi bir düşmanlıkla yüz yüze geldiğimi düşündürür bana. Zira yaşamımın takip etmiş olduğu seyri şekillendiren o felaketler zinciri görünüş odur ki yalnızca, olayları ve koşulları aleyhime evriltmeyi kendine görev edinmiş, bilinçli bir düzeneğin varlığı ile açıklanabilir.