"Gelselerdi de biteydi bu işkence. Ama gelmediler. Beni bu mutlak sessizliğin, bu sonsuz bekleyişin içinde diri diri gömdüler. Gözlerimi tavana diktim, açık ve hareketsiz... Karanlık bitti, oda bitti, dünya bitti. Geriye sadece karanlığın tam ortasında, hiç durmadan çarpan ve sadece korkuyu besleyen o yalnız kalp kaldı."
"Ben artık bir insan değildim; ben, korkunun ta kendisiydim. Korku beni bütünüyle yutmuş, sindirmiş ve geriye sadece kendi varlığını haykıran bu boş kabuğu bırakmıştı. Kendi kendimin kâbusu olmuştum. Ve bu kâbustan uyanmanın tek yolu, hiç uyanmamaktı."
"İnsan kendi gölgesinden korkar mı? Eğer içindeki ışık sönmüşse, evet, korkarmış. Gölgem bile benden bağımsız hareket ediyor, beni ele geçirmek için fırsat kolluyor gibiydi."
"Kendi kendimin zindanı olmuştum. Dışarıdaki tehlike belki de hiç yoktu, belki de her şey o uğursuz mektup sayfalarında kalmıştı; ama ne fark ederdi? İçimdeki mahkeme beni çoktan suçlu bulmuş ve müebbet korkuya mahkum etmişti."