"Kulun Allah Teâlâ'ya ulaşmak için girdiği kapıların en yakını 'iflas' (hiçlik/yoksunluk) kapısıdır. Kul kendisi için ne bir hâl, ne bir makam, ne tutunacak bir sebep, ne de güvenip minnet edeceği bir vesile görür. Aksine, Allah Teâlâ'nın huzuruna sırf bir muhtaçlık (fakr) ve mutlak bir iflas kapısından girer.
Bu giriş; fakirlik ve acziyetin kalbini kırdığı, bu kırıklığın kalbinin en derinlerine (süveydasına) kadar ulaşıp onu parçaladığı bir kimsenin girişi gibidir. Bu kırıklık onu her yandan kuşatmıştır. O kişi, Aziz ve Celil olan Rabbine olan şiddetli ihtiyacına ve O'na karşı olan tam muhtaçlığına şahit olmuştur. Hem zahiri hem de batıni her bir zerresinde, Tebareke ve Teâlâ olan Rabbine karşı tam bir eksiklik ve mutlak bir ihtiyaç olduğunu kavramıştır. Eğer Rabbi onu göz açıp kapayıncaya kadar bir an bile kendi başına bırakacak olsa helak olacağını ve ancak Allah Teâlâ'nın rahmetiyle ona yetişip kurtarması dışında, telafisi mümkün olmayan bir hüsrana uğrayacağını bilmiştir." (1/12)
El-Vâbilü's-Sayyib ve Râfiu'l-Kelimi't-Tayyib
İmam Ebû Abdullah Muhammed b. Ebi Bekir b. Eyyub İbn Kayyim el-Cevziyye (H. 691-751)