yeni hayat hakkında söylenecek çok söz varsa da ben çoğunu söylemek niyetinde değilim. vitrinde duran içi doldurulmuş üç sıçanı hatırladınız mı? başlarda bana pek akıcı gelmedi, ancak canan'la ilk öpüşmelerinden sonra kitaba öyle bağlandım ki, bitirip tekrar okumak için büyük bir arzu duydum. yarısaydam başlayıp gitgide şeffaflaşan, sonra o şeffaf halden opak bir kütleye, neredeyse gerçeğe dönen bir roman. bence çok etkileyiciydi