Bayram kaya

Allah’a iman, kalpte parlayan bir aydınlıktır. Katı çamurdan ve Allah’ın ruhundan bir soluktan oluşan insanın yapısı bununla aydınlanır. İnsan denen varlık bu soluğun aydınlığından yoksun olduğu zaman, içinde bu aydınlık sönüverdiği zaman kapkaranlık bir çamura dönüşür. Hayvanlar gibi, et kandan oluşan bir çamura dönüşür. Eğer insanın yapısında yeralan ve Allah’ın ruhundan gelen bu ışık iman sayesinde aydınlanıp parlamasa, bu karanlık bedende ışımasa, bu karanlık varlığı aydınlatmasa, tek başına et, kan ve çamurdan başka bir anlam ifade etmez, çünkü bunların üçü aynı maddelerden meydana gelmektedirler. Allah inancı ruhu aydınlatan bir ışıktır. Artık insan bu ışık yardımı ile yolunu seçer. Allah’a giden yolu apaçık görür. Hiçbir karanlık, hiçbir sis gizleyemez, örtemez bu yolu. Efsanelerin karanlığı ve hurafelerin sisi bu ışık sayesinde dağılır gider. İnsan ruhu bu aydınlık aracılığı ile yolunu seçtiği zaman, dosdoğru yol alır, artık ayağı kaymaz, tökezlemez, sağa sola sapmaz, yolunu şaşırmaz. Allah inancı hayatı aydınlatan bir ışıktır. Bu sayede insanlar birbirinden farksız, eşit kullar olurlar. Onları birbirine bağlayan bağ Allah inancıdır. Başkasına değil, sadece O’na boyun eğerler. Bölük pörçük olup tağutlara (zorbalara) kul olma durumuna düşmezler. Onları evrene bağlayan bilgi bağıdır. İçindeki herkesi ve her şeyi ile birlikte şu evrende yürürlükte olan yasalar sistemini bilmektir bu. Böylece onlar, içindeki herkes ve her şeyle birlikte şu evrenle barışık bir hayat yaşarlar. Allah’a inanmak aydınlıktır. Adalet aydınlığı, özgürlük aydınlığı ve bilgi aydınlığı… Allah’a yakın olmayı hissetmenin, yoklukta ve bollukta, darlıkta ve genişlikte O’nun adaleti, rahmeti ve hikmeti ile güven duymanın aydınlığı… Bu güven sıkıntıda sabretmeyi, bollukta da şükretmeyi sağlayan bir
Din
Reklam
Kur'an âyetlerinden çıkararak söylediğimiz bu gerçeklerin en açık delili şu yirminci asrın cahiliyetinin elinde yeryüzünün her tarafını kaplamış olan korkunç bozukluklardır... Yeryüzünün doğusunda batısında insanlığın yüz yüze geldiği acı felaketler ve sıkıntılardır bunun delili... Feodal idarelerde, kapitalist idarelerde, komünist doktrinlerde ve ilmî sosyalizmi savunan sistemlerde karşılaştığımız bu kötü felaketlerdir bunun delili... Diktatörlükler ve demokrasiler de bunlardan hiç geri kalmaz... Hepsinde de insanlar bir acı içinde kıvranıyorlar... Hepsinde de bir sıkıntı, bir huzursuzluk ve kararsızlık hâkim. Bahtiyar olanları yok içlerinde... Çünkü birinin diğerinden farkı yok... Hepsi de aynı. Hepsi de saydığımız bu körlerin elinin mahsulü... Evet Allah'ın resulü Muhammed Mustafa ya (sav) gelen gerçeklerden habersiz olan körlerin ortaya attığı sistemler... Halbuki yalnız ve yalnız gerçek odur. Bu Körler Allah'ın nizamına ve prensiblerine uymadıkları için, hayatlarını Allah'ın kanun ve emirlerine göre tanzim etmedikleri için huzursuzluk üstüne huzursuzluk getirmektedirler insanlığın başına... Şüphesiz ki Müslüman -Allah'a inandığı ve Hz. Peygambere gelen gerçeğin biricik gerçek olduğunu bildiği için- Allah'ın hayat nizamından başka bütün nizamları reddeder. İctimai, siyasi, ekonomik ve kültürel sistemlerin hiçbirisini kabul etmez. Bir tek sistem tanır, Allah'ın sistemi. Bir tek doktrin tanır, Allah'ın doktrini. Bir tek yol tanır, Allah'ın salih kulları için gösterdiği yol. Allah yapısı olmayan bir sistemi bir nizamı ve bir doktrini benimsemek bizzat insanı Allah'a teslimiyetin sınırları dışına iter. Allah'a teslimiyet ise yalnız ve yalnız Allah'ın dinine bağlanmaktır.
Din
Yeryüzü insanlığının hayatı ancak ve ancak böyle basiretli liderler elinde normal seyrine devam edebilir. Ve onlar Allah'ın gösterdiği hidayet yolunda yürürler. Ve bütünüyle hayatı bu ilâhi nizama göre kurmaya, şekillendirmeye çalışırlar. Yoksa şu sapık liderler ile, şu kör kılavuzlarla Allah'ın indirdiği gerçeklerden haberdar olmayan ve bu gerçekleri bilmeyen bu yüzden de Allah'ın istediği nizamdan başka nizamlar peşinde koşan kumanda mevkileriyle insanlığın kurtulması mümkün değildir... Ne feodalite, ne kapitalizm, ne komünizm ne de ilmi sosyalizm kurtarabilir insanlığı... Çünkü bu sistemlerin hepsi de Hz. M u h a m m e d 'e (sav) indirilen gerçeklerden habersiz körlerin kurdukları sistemlerdir bunları ne düzeltmek mümkün olur ne de doğrultmak... İnsanlığı ne teokratik düzenler ne de demokrasi veya diktatörlükler kurtarabilir... Çünkü hepsi de aynıdır ve körlerin elinden çıkmıştır... Hepsi de Allah'tan başka ilâhlar korlar kendiliklerinden, bu uydurma ilahlar hayat sistemlerini ve idare nizamlarını tanzim ederler. Allah'ın izni olmaksızın hükümler koyarlar ve Allah'tan başkalarının dinlerine tâbi ederler onları..
Siyaset
ALPARSLAN KUYTUL HOCAEFENDİ İLE TEFSİR DERSİ CANLI YAYINI BAŞLADI ❗️ youtu.be/1SwOAGFavj4
Din
Üçüncü ayete gelince; ayetin baş tarafı, yüce Allah’ın dilediği kimseyi saptırmada özgür iradeye sahip olduğunu vurgulamaktadır. Ayetin devamında ise; “Allah kendisine yöneleni doğru yola eriştirir” deniliyor. Böylece yüce Allah’ın kendisine yönelen kimse için hidayete erdirmeyi takdir ettiği gerçeği ortaya çıkıyor. Bu da gösteriyor ki, yüce Allah kendisine yönelmeyeni, çağrısına olumlu karşılık vermeyeni saptırır. Dolayısıyla kendisine yönelip olumlu karşılık vereni saptırmaz. Bu gerçek yüce Allah’ın şu ayette yeralan vaadine uygun düşmektedir: “Bizim uğrumuzda çaba sarfedenleri yollarımıza iletiriz.” (Ankebut Suresi 69) Bu münasebetle şu hidayetle şu sapıklık yüce Allah’ın kullara ilişkin iradesinin sonucudur. Bu irade de kulların kendi kendilerine yaptıkları değişiklik ile Allah’ın çağrısına olumlu karşılık verme ya da karşı çıkma niyetleri doğrultusunda devreye girer.
Din
Reklam