“Nuh’u tahtalardan yapılmış ve çivilerle çakılmış bir gemiye bindirdik. Bu gemi gözlerimiz önünde sular arasında yolalıyordu. O soydaşları tarafından yalanlanan Nuh’un çektiği sıkıntılara karşılık bir ödüldü.” (Kamer Suresi 13-14)
İşte çağdaş “islâmi diriliş hareketi” öncülerinin cahiliye rejimleri tarafından itilip kakıldıklarında, “yenilgiye” uğratıldıklarında her yerde ve her zaman karşısına geçip dikilecekleri korkunç tablo budur.
Onlar, yüce Allah’ın evrensel korkunç güçleri emirlerine vermesini hakeden kahramanlardır. Bu evrensel güçlerin “Tufan” olayı bu evrensel güçlerin sayısız aksiyon biçimlerinden sadece bir tanesidir. Nitekim yüce Allah “Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez.” buyuruyor.
Bu kahraman öncülere düşen sadece şudur: Direnecekler, yollarında ısrarla yürüyecekler. Güç kaynaklarını bilecekler ve O’na yönelecekler. Yüce Allah’ın destekleyici kararı gerçekleşinceye kadar sabredecekler. Güçlü dostları ve dayanakları olan yüce Allah’ı gökte ve yerde hiçbir şeyin aciz bırakamayacağına, O’nun dostlarını, düşmanlarının ellerinde bırakmayacağına, eğer bir süre onları düşmanlarının ellerine teslim etmiş gibi görünse de bunun eğitme ve sınavdan geçirme amacına yönelik olduğuna güvenecekler. Bu eğitim ve sınav dönemi başarı ile aşılınca, yüce Allah, bu öncülere ve onlar eli ile yeryüzüne dilediğini kesinlikle yapar.
İşte bu son derece önemli evrensel olaydan çıkarılacak olan ders budur. İslâmın tarafını tutup cahiliye ile göğüs göğüse boğuşan hiç kimse sanmamalıdır ki, kendisi yüce Allah’ın ortaksız ilahlığını ve Rabblığını savunurken, O kendisini cahiliye karşısında yalnız bırakır. Yine bu kişi kendi kişisel gücü ile cahiliyenin gücünü karşılaştırarak bu dengesiz düşman güçleri karşısında yenik düşüp de “ben yenildim, ya Rabbim, yetiş imdadıma”