Bu yol, öyle bir yoldur ki, tatlı ve hafif rüzgar tehlikeleriyle yanakları yaralanan ve ipeğe dokunmakla parmak uçları kanayan kimse bu yolda yürüyemez! Yarınki rızkından ve hayatından korkan kimseler bu yolda yürüyemez.
Bu yol öyle bir yoldur ki, yine nefsani arzularının esiri olan kimse, felaketleri bir yana bırakalım, bir kelimeye bile sabredemeyen, bir şeyi bilmeyen ve bilmediğinin farkında olmayan, kendi başına buyruk olan kimse, toplumun kurallarına boyun eğmek ve cemaatin fikrine sarılmak zoruna giden kimse bu yolda yürüyemez.
Bu yol, günah işlemekten çekinme, iffetli olmak ve temizlenme yoludur. Merhamet ve cömertlik yoludur. Sabretme ve sınırda nöbet tutma yoludur. Doğruluk ve ihlas yoludur. Bu vasıflarla nitelenen bir yol üzerinde kalpleri eşsiz, tek Allah'a (celle celaluhu) bağlı olan ve ruhları hiçbir şeye muhtaç olmayan bir Allah'ın (celle celaluhu) rızasını gözetleyen müminlerden başka kimsenin sabit kalması mümkün değildir.
" Kim Allah'a tevekkül ederse Allah ona yeter. Allah emrini mutlaka yerine getirir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur. Kim ahdini bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a olan ahdini yerine getirirse, Allah ona büyük bir mükafat verecektir." (Feth,10)