ÖLÜMÜ HATIRLAMAK
Ey İlâhî sırları öğrenmek isteyen! Bir kimse:
1 — İşlerin sonu: Ölüm,
2 — Son durağı: Kabir,
3 — Kendisine gelecekler: Münker, Nekir,
4 — Vâdesi: Kıyâmet,
5 — Ebedî kalacağı yer: Cennet veya Cehennem olduğunu bilirse, o kişiye ölüm düşüncesinden daha önemli bir düşünce gelmez. O kişi, akıllı ise ona ölüm tedbirinden üstün tedbir olmaz.] Nitekim Resûl (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:
— Akıllı olan şu kişidir ki, nefsini zelîl kılarak emre uydurur ve ölümünden sonra kalacak işlerde (hazırlıklarda) bulunur.
Bir kişi ölümünü çok anarsa çaresiz onun hazırlığını görmeğe başlar. Kabrini Cennet bahçelerinden bir bahçe bulur. Bir kişi, ölümü unutursa onun çalışması dünya için olur. Âhiretin azığından gaflet içine düşer. Kabrini de Cehennem mağaralarından bir mağara olarak bulur. Bundan ötürü ölümü anmak büyük bir fazîlettirjResûl (S.A.V.) de:
— Ey dünya lezzetlerine kendilerini kaptıranlar! diyerek şöyle buyurmuştur:
— Siz bütün lezzetlerin yok edildiği (yağma edildiği) zananı anın!
— O zaman ne zamandır? diye sordular.
Peygamber Efendimiz:
— Ölüm zamanıdır, diye cevap verdiler.
Yine Resûl (S.A.V.) şöyle buyurdu:
— Eğer hayvanlar ölüm haberini sizin bildiğiniz gibi bilselerdi, hiç bir kimse semiz et bulup yiyemezdi!
Hazret-i Âişe (Allah o kadından razı olsun) şöyle buyurdu:
— Ben Resûl (S.A.V.) Hazretlerine: “Ey Allah’ın Resûlü! dedim. Hiç bir kimse şehitler mertebesinde olur mu?
Resûl (S.A.V.) :
— Evet! Günde yirmi kere ölümü anan kişi şehitlerle birlikte haşrolunur.
Resûl (S.A.V.) bir gün bir insan topluluğunun yanına varmıştı. Onların kahkaları uzaklara kadar yayılıyordu.
Onlara: Bu meclisinizi bütün lezzetleri bozan şeyle karıştınız! diye buyurdu. Onlar da: O şey nedir, yâ Resûlâllah? Diye sordular.
Allah’ın Resûlü: Ölümdür! cevabını verdi.
Enes (Allah ondan
İbn Abbas, Peygamber'in yanında geçirdiği geceyi şöyle anlatır: "Rasulallah uykusundan uyanınca başını gökyüzüne doğru çevirdi ve Al-i İmran suresinin "Göklerin ve yeryüzünün yaratılışında gece ile gündüzün birbirini kovalayışında derin düşünceliler için birçok ibret dersi vardır" diye başlayan son 10 ayetini okudu. Sonra şöyle dua etti: Allah'ım hamd sanadır. Sen göklerin, yeryüzünün ve bunlarda bulunanların nurusun. Hamd sanadır. Sen göklerin ve yeryüzünün ve onlarda bulunanların hakimisin. Hamd sanadır. Gerçek Hak sensin. Senin verdiğin söz hak ve gerçektir. Sözün doğru ve haktır. Sana kavuşmak hak ve gerçektir. Cennet haktır ve vardır, cehennem de haktır ve gerçektir. Peygamberler haktırlar, doğruyu söylemişlerdir. Muhammed de doğruyu söylemiştir. Kıyamet günü doğrudur mutlaka gelecektir. Allah'ım sana teslim oldum. Sana inandım. Sana güvendim. Sana döndüm. Senin yardımınla savaştım. Allah'ım hükmüne başvurdum. Benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla. Gizli ve açık yaptıklarımı affet. Sen benim ilahımsın, senden başka hiçbir ilah yoktur. Güç ve kuvvet ancak ve ancak yüce ve ulu Allah'a aittir"
Bir bilge kişi şöyle seslenir:
Düşün yaşlılığını ve varacağın son noktayı
Güçlü iken sonradan toprağa gömüleceğini
Bir kez düşmeyesin kabre
Beklersin ta gelecek haşre
Yaşıyorken sağlamca olan bedenin
Gün gelecek darmadağın olacak cismin
Eğer örtmeseydi kabir kokuşmanı
Ovaları ve dağları iğrendirirdin
Yaratıldın topraktan oldun yaşayan bir diri
Öğrendin konuşmayı, oldun bir hatip
Tekrar döndün toprağa yerleştin
Sanki topraktan çıkan sen değildin
Bu dünyayı boşadın üç talakla
Ölmeden önce tevbeye başla
Öğüt verdim sana, kulak ver dinlemeye
Senin gibisine kimse göstermez doğru yolu
Bırakılsak da bizi bekler ölüm yolu
Dar gelir bize kalabalıktan geniş yol
Her günün sabahında ünler bize bir ses
Semiz bedenini kurtlar, binalarını da yıkım bekler
Bak hele bir kez bilge bir kişi ne diyor da dinle ve düşün:
Ey ne zaman yola çıkacağını unutan insan
Görüyorum ki, seni ayırıp yalnızlığa iten ölümü
umursamayan
Yokluk yolculuğuna çıkıp kaybolanları unutmuşsun sen
Oysa hepsi de olduğu gibi dünyayı bırakıp gittiler, bir bilsen
Hepsi de bir parça bez ve bir hırka ile çıktılar yola
Dibinde gölgelenmeyi hayal ettikleri bir ev yapamadan gittiler kabre
Ki onlar toprağın altında sara hastalığına tutulmuş, ķalmış yapayalnız
Oysa önceden dost idiler, can ciğer arkadaş,
onlardan hiç kalmadı yoldaş
Sen de yarın veya bir gün sonra olacaksın
komşusu onların
Kabirlerde tek başına yapayalnız kalacaksın
uzak onlardan
Dostluk ve samimiyet kurduğun sevdiklerin kestiler bağını
Sözün de duran biri görmedin, kopardılar tüm
bağlarını
Hazır ol, bekle ölümünü, gitme azıksız
O yakındır dalma gaflete, düşme boş umutlara be akılsız.