Yazar ,iki hayvan ( Karakaçan ve Rocinante) bir araya geldikleri anda, karşılıklı birbirlerini kaşıdıklarını, yorulup rahata erdikten sonra da Rocinante’nin, boynunu eşeğin boynuna yasladığını sonra da, ikisinin bu konumda orda bırakıldıkları sürece öylece durduklarını anlatır. Bu iki barışçıl hayvan arasında var olduğu anlaşılan sağlam dostluk, bütün dünyayı şaşırtmalı, birbirleriyle dost olmayı hiç beceremeyen insanları utandırmalıdır.
Bu dünya tiyatrosunda, sahnesinde kimileri imparator rolü oynar, kimileri papa; kısacası, bir tiyatroda bulunabilecek bütün roller vardır. Ama sonunda, yani hayatın sonuna gelindiğinde, ölüm herkesin sırtından, onları birbirinden ayıran giysileri çıkartır, mezarda herkes eşittir.
Biz Tanrı’ya bırakalım her şeyi; O, bu gözyaşı vâdisinde, bu fesat dünyada, içine kötülük, hile, rezillik karışmamış neredeyse hiçbir şey olmayan dünyamızda olacak olan her şeyi bilir.
Bu dünyada hiç kimse, Tanrı’nın vermek isteyeceğinden daha uzun bir ömür vaat edemez kendine. Çünkü ölüm sağırdır; kapımızı çaldığında hep acelesi vardır ve yalvararak, zor kullanarak, kılıçla, duayla oyalamak mümkün değildir.