"Bir kıyamete, beş kıyamete kadar daha ömrü olsa dünyamızın bu yiyecekler fillere gene yeterdi. Eeee, peki derdi neydi acaba fillerin, hüdhüdlerin, niçin böylesine, bu kadar biriktiriyorlardı. Karıncaların yaşlıları, akıldaneleri düşünüyorlardı ki, bu filler, hüdhüdler biriktirme deliliğine tutulmuşlardı. Bir oburluk, bir görmemişlik..."
"Dünyanın bu delirmiş çağı da, bu alçalmış, bu obur, bu bencil çağı da geçecek ama, ne zaman geçecek?"
Ben ne okudum böyle, dedim sürekli ve ben neden daha önce okumadım bu kitabı.
Yaşar Kemal'in yazarlığı üzerine yorum yapmak zaten haddimiz olamaz ama bu kitap gerçekten bir başkaymış, bence kendini aştığı eserlerden biri olmuş.
Tarz olarak Orwell'ın Hayvan Çiftliği kitabına benziyor. Yaşar Kemal; yönetenleri, yönetilenleri, sömürü düzenini, milletlerin nasıl kültürlerini, dillerini, kendilerini kaybedip sömürü süzeni içinde eriyip yok olduklarını filler ve karıncalar ekseninde masalsı bir yorum ile anlatarak adeta yüzümüze vuruyor.
Ezip, yakıp yıkan filler...
Korkan, sömürülen karıncalar...
Fillerin yardakçıları hüdhüd kuşları...
Karıncaların içindeki hainler sarıca karıncalar...
Halkını kurtarmaya çalışan kızıl sakallı karıncalar...
Yaşar Kemal kızıl sakallı karıncalar ile komünizme gönderme yapıyor, sanki kurtuluş yolu komünizmmiş algısı oluşuyor okuyucuda, ancak bence temelde birlik olmanın, kendi değerlerine sahip çıkmanın önemini ortaya koyuyor. Zaten bir noktadan sonra gücü ele geçirenlerin, en çok komünizmi ya koymuş.savunan kişiler bile olsa, nasıl değişim geçirip öncekilerden daha zorba hale gelebileceklerini Orwell Hayvan Çiftliği kitabında çok güzel orta koymuş.
Masal tadında ama çok çok derin bir hikayesi olan muhteşem bir kitap...
"Kıssadan hisse, yeryüzünün bütün karıncaları birleşince..."