"AİLE CİNAYETLERİ"
İki kardeş okumaya giderken anneleri, "Oralarda ne yapacaksanız yapın ama unutmayın ki, bizim de kimsenin de haberi olmasın. Her ne hal ettiyseniz orada bırakın. Sizi tertemiz yolluyorum geri geldiğinizde tertemiz yeni hayatınıza başlayacaksınız. Yoksa dedeniz gibi dört dönüm araziyi günah çıkartmak için bağışlamak zorunda kalır, diyet ödersiniz," demişti.
Bazen bir cümle, bir insanın bütün hayatını şekillendirmeye yeter. Bilge için o cümle, düğün günü babasının ağzından döküldü: "Bizde boşanma yoktur, ne olursa olsun geri dönmeyeceksin." 15 yaşında, gözü kara bir genç kızın sevda sandığı yanılgı, bu sözle birlikte ömürlük bir mahkûmiyete dönüştü. Ama asıl soru şu: Bilge gerçekten babasının sözü yüzünden mi kaldı, yoksa kendi kurduğu hapishanenin anahtarını kimseye vermedi mi?
Bilge 15 yaşında. Kendinden 25 yaş büyük bir adamla, üstelik ailesinin tüm itirazlarına rağmen evleniyor. Ailesi endişeli, haklılar da... Ama Bilge'ye göre onlar "çağdışı", "anlamayan" yetişkinler. O büyük aşkını yaşayacak, kimse onu engelleyemeyecek. Oysa kimse 15 yaşında bir çocuğun "kendi isteğiyle" verdiği kararın ne kadar sakat olabileceğini anlatmıyor ona. Ya da anlatıyor ama Bilge duymuyor. Babasının uyarısı aslında bir tehdit değil, bir korku cümlesi: "Madem evleniyorsun, bil ki bizde boşanma yoktur." Belki de babası, kızının bu evlilikte mutsuz olacağını sezmiş, onu korumak için böyle sert bir çizgi çekmişti. Ama bu çizgi, Bilge için bir uyarı değil, bir kapan oldu.
İlk günden başlıyor her şey. Aile içi şiddet, tecavüz, aşağılanma... Salim sadece karısına değil, üç oğluna da aynı şeyleri yaşatıyor. Bilge zengin bir evde, parası pulu bol ama mutluluğu viran bir hayat sürüyor.
Peki neden gitmiyor? Babasının sözü aklında elbette. Ama sadece o mu? "Çocuklarım babasız