Cennet

Cennet
@CENNETBAYRAK
Gönül, Çalab’ın tahtı... Yılların telâşlarla bu kadar çabuk geçeceği aklımıza gelmezdi...
GİDERAYAK Handan, hamamdan geçtik, Gün ışığındaki hissemize razıydık; Saadetinden geçtik, Ümidine razıydık; Hiçbirini bulamadık; Kendimize hüzünler icadettik, Avunamadık, Yoksa biz… Biz bu dünyadan değil miydik?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Duyduğum yoktu ne vakittir Güvercin sesi, kumru sesi pencerede; İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir? Nedir bu yosun kokusu, Martıların gürültüsü havalarda; Nedir? Yolculuk olmalı, yolculuk. Orhan Veli..Kumrulu Şiir
SABAHA KADAR Şu şairler sevgililerden beter; Nedir bu adamlardan çektiğim? Olur mu böyle, bütün bir geceyi Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek? Dinle bakalım, işitebilir misin Türküsünü damların, bacaların Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını Yuvalarına? Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını Kullanılmış kafiyeleri yollamak için, Kapıma gelecek çöpçülerle, Deniz kenarına? Şeytan diyor ki: “ Aç pencereyi; Bağır, bağır bağır; sabaha kadar.”
“Aşkla ölüm birbirinin düşmanıdır”
“Anadolu’nun kadim geleneklerine göre her acının ilacı yemekti. Ne kadar üzüntülü bir olay yaşarsan yaşa, yemek tedavi ediciydi. Antakya’da anneannem öldüğü zaman komşular bir ay evde yemek şişmesine izin vermemişlerdi. Her bir komşu sırayla ziyafet sofraları kurmuştu. Yemek hep “ölmüşlerin ruhu için” yeniyordu…”