Eser monotonluktan sıkılarak intihara teşebbüs eden genç bir kadının, akıl hastanesinde yaşamın anlamını yeniden keşfetmesini konu alıyor. Roman, toplumun "normallik" kalıplarını ve deliliğin aslında bir özgürlük biçimi olabileceğini sorguluyor. Ölümle burun buruna gelen Veronika’nın, her geçen günün kıymetini anlaması üzerinden varoluşçu bir perspektif sunan yazar bireylerin çevrelerindeki beklentilere uyum sağlamaya çalışırken kendi özlerini nasıl kaybettiklerini eleştirmekte. Aynı zamanda "Deli kime denir?" sorusunu sorarak, başkaları gibi davranmayan insanların damgalanmasını merkezine alıyor. Eser, sade dili ve sürükleyici kurgusuyla okuyucuya yaşama sevinci aşılamayı hedeflemiş, Sonunu görmeden veya sonuna gelmeden yaşamın anlamını bulmanız dileğiyle iyi okumalar.