On yıldır onlar cepheden cepheye koşarken analar babalar ölmüş, kardeşler adlarını bilmedikleri topraklarda dövüşüp gömülmüş, yavuklular askerden kaçmayı başarmış kodamanlarla medrese artıklarına yar olmuş, Sadıklara da sadakatlerinin mükafatı olarak bir ömür mahpus kalacakları, adına ev denen dört duvarlar kalmıştır.
Ulusal mücadeleye beraber başlayan yolculardan bazıları, ulusal hayatın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet kanunlarına kadar gelen gelişmelerinde, kendi fikir ve ruh yeteneklerinin kavrayış sınırı bittikçe, bana direnmeye ve karşı duruşa geçmişlerdir.
O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?
Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!
İşte, daha İstanbul' dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun' da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.