......Hilafet ordusunun beyannamelerini isyan bölgelerine İngiliz konsolosları, Ermeni doktorları, Rum komitacıları dağıtırlar. 31 Mart irticaının kaçkını İmam Kör Ali gene sahnededir. Mekteplileri keseceğiz diye ayaklanmıştır. Ankara Ziraat Mektebine doğru dört taraftan azgın bir kin ve garaz dalgaları yürür; telgref telleri her taraftan kötü haberler getirirler...
İstanbul' a gelince: İstanbul' da 80.000 kişilik bir işgal kuvveti ve dünyanın en güçlü donanmaları vardır. bu yabancı silahlar altında bir padişah, onlardan değil Mustafa Kemal' den kurtulma peşindedir. Bir hükümet vardır ki, hem hain, hem acizdir. Bu hükümetin Nazırını yabancı kuvvet kumandanları ayaküstü kabul ederler. Sadrazama uluorta haber gönderip Nazır değiştirirler. Ya Meclis? Fakat İstanbul' un da, Meclisin de hikayesini daha evvel anlattık. Bu anlatılanlar bu olaylar dikkatle incelenirse görülüyor ki, hatta meclise gönderdiği arkadaşları bile gene ondan kurtulmak çarelerinin peşindedirler;
- Artık meclis var. Vatansever bir hükümet var. Artık Temsil Heyetine lüzüm var mı?
Kısaca; öyle bir hava içinde yaşar ki, bu havayı teneffüs edebilmek dahi ya çilelerin en çetini ya da bir kahramanın işidir. Yaşadığı her gün, geçirdiği her gece bin bir ihtimale gebedir. Her gün güneş ufka inerken, onun bu batışını son defa görmek, fakat doğuşunu bir daha görememek ihtimali, Ziraat Mektebine kapananları daima derin derin düşündürmüştür.