Bütün istediğim, başkalarının dertlerini dinleyip acınmak. Bu beni değiştirecek. Derdim yok benim, mirasyedi gibi param da var. Ne patronum ne karım ne çocuklarım var; sadece ben varım, hepsi bu. Bu dert öyle belirsiz, öyle metafizik bir şey ki, utanıyorum doğrusu.
Dört gün sonra Anny'yi göreceğim. Şimdilik tek yaşama sebebim bu işte. Peki sonra? Anny benden ayrıldığında? Gizli gizli neler umduğumu biliyorum: Benden hiç ayrılmayacağını umuyorum. Oysa Anny'nin benim önümde yaşlanmayı hiçbir zaman kabul etmeyeceğini bilmem gerekiyor. Güçsüz ve yalnızım; ona ihtiyacım var. Güçlüyken görmek isterdim onu. Anny, yıkılmış insanlara hiç acımaz.
Görmüş geçirmiş adam mı? Hayatlarını sersemlik ve dalgınlıkla geçirmiş, alelacele evlenmiş, rasgele çocuk yapmış, diğer insanlarla kafelerde, düğünlerde, cenazelerde karşılaşmışlardır. Ara sıra kargaşaya kapılıp başlarına geleni anlamadan debelenip durmuşlardır. Çevrelerinde olup biten her şey, onların görüş alanının dışında başlamış ve sona ermiştir. Upuzun kara biçimler, uzaklardaki olaylar yanlarından geçip gitmiş; onlara bakmak istediklerinde her șey çoktan sona ermiştir. Kırk yaşına gelince de ufak tefek hırçınlıklarını ve birkaç atasözünü tecrübe diye adlandırmışlardır. Para atılınca bir șeyler veren makinelere dönüşmüşlerdir: Sol bölmeye bir beşlik koyunca yaldızlı kağıda sarılı kıssalar; sağdakine bir beşlik koyunca da dişlere yumuşacık karamelalar gibi yapışan değerli öğütler alırsınız.