İnsanı zaman dehlizinde seyahate çıkaran, meşhur şair, hikâyeci ve romancıların evlerine konuk eden, gülümseten, hüzünlendiren, şaşırtan ve bir döneme tüm canlılığı, nahifliği, sadeliği ve sıcaklığıyla ayna tutan bir kitap "Eşlerine Göre Ediplerimiz".
Kimler kimler yok ki bu kitapta: Reşat Nuri Güntekin, Refik Halid Karay, Peyami Safa, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ercüment Ekrem Talu, Nurullah Ataç, Falih Rıfkı Atay, Yusuf Ziya Ortaç, Ahmet Kutsi Tecer, Orhan Kemal (Öğütçü), Oktay Rıfat, Şükûfe Nihal Başar, Halide Nusret Zorlutuna, Hüseyin Siret Özsever, Hasan Âli Yücel, Aka Gündüz, Ahmet Muhip D(ı)ranas, Ziya Osman Saba, Cevdet Kudret Solok, Bekir Sıtkı Kunt, Reşat Enis Aygen, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Nurettin Artam, Ruşen Eşref Ünaydın, Yaşar Nabi Nayır, Peride Celâl, Mükerrem Kâmil Su ve Halide Edip Adıvar.
Listeden de anlaşılacağı üzere kitap âdeta bir şairler, hikâyeciler, romancılar... resmi geçit töreni gibi. Fakat tüm bu deve dişi gibi isimleri gâyet insani ve gündelik hayatın içindeki halleriyle ve hepsinden önemlisi onları en iyi tanıyan, yanıbaşlarında bulunan eşlerinin gözüyle anlattığı, aktardığı için daha bir sahici ve kıymetli. Yapılan ropörtajlarda hem hanımlar/beyler hem de ediplerimiz birbirinden söz alıp birbirine söz verdikleri için bu tatlı sohbetlere şahit olmak da okuyucuda farklı farklı duygu ve düşünce dalgalanmaları meydana getiriyor.
Kitabı okurken dönemin ruhunu iliklerinizde hissediyorsunuz. Hepsi birbirinden nahif, kibar, edep erkân sahibi, kültürlü ve görgülü ediplerimiz ve eşleri ile zamanımız arasındaki fark insanı hem ürkütüyor hem de hüzünlendiriyor. Bu kadar incelmiş, âdeta şairin "Haddeden geçmiş, nâzaket, yâl ü bâl olmuş sana / Mey süzülmüş şişeden, ruhsâr-ı al olmuş sana" beytini hatırlatan bu güzel insanlar "güzel atlara binip giderken"